En Taze Makaleler

Sql Server 2008 Back Up

Bilişim sektöründe özelliklede yazılım sektöründe iseniz yaptığınız her işlemi yedeklemeden üzerinde oynama yapmamanız gerektiğini bilirsiniz. Kod da yapacağımız en ufak bir değişiklik bazen sistemde kurtarılamıycak hatalara sebep olabilir. Bu yüzden yapacağımız her değişiklikten önce sonra mutlaka yedek almalıyız.

Sql Server (Versiyon 2008) da Databasemizin yedeğini adım adım almayı inceliyelim:

  1. Sql Server Management Studio ‘yu açıyoruz. Yedeğini alıcağımız database dosyasının üzerine sağ tıklıyoruz. Açılan menüden Tasks /  Back Up…  seçiyoruz.

Back Up’a tıkladıktan sonra açılan pencereden dosyanın nereye back up alınmasını istediğiniz back up türünün full olup olmamasını belirleyebilirsiniz.

Back up dosyası default olarak program files klasöründe  sql server dosyasının içerisindeki server klasörünün içindeki backup klasörü içerisinde bulunur. “Ok”  butonuna tıkladıktan sonra dosyanızın yedeği alınacaktır.

YEDEĞİNİ ALDIĞIM DOSYAYI NASIL GERİ YÜKLERİM?

Yedeğini aldığınız dosyayı kendi bilgisayarımıza yada başka bir bilgisayar’a kaydetmek ve yeniden üzerinde işlem yapmak istersekte yapmanız gereken database dosyasına sağ tıklayıp Restore Database sekmesine tıklayalım ardından açılan pencerede;

Yedeğini almak istediğiniz database ile yüklemek yada restore olmasını istediğiniz database ismi aynı olmalı bu yüzden “to Database” alanına aynı ismi yazmanız gerekiyor ardından alt kısımda bulunan yedeği nereden almak isterseniz sorusuna “from device” yi işaretliyoruz ardından yan tarafta  bulunan üzerinde “…” bulunan butona tıklayıp yedeğimizin yolunu göstereceğimiz alana sayfaya yönleniyoruz. Şimdi yapmamız gereken “add” butonuna tıklamak ardından .bac dosyasının yerini göstermek. Normalde sql server dosyasının içerisindedir. Ama eğer başka bir yere kaydettiyseniz o yolu göstermeniz gerekir.

Şimdi 3 kere “ok ” butonuna tıklayarak dosyamızı veritabanımıza ekliyoruz. Şimdi yüklediğimiz dosyanın izinini almalıyız bunun için database klasörünün içerisindeki yedeğini yüklediğimiz dosyaya sağ tıklayıp properties / files / owner sekmesine tıklayıp kendi kullanıcı adımızı belirtiyoruz. Ok butonuna tıklayarak database kullanmaya başlıyoruz.

 

CSS (Cascading Style Sheets – Stil Şablonu)

CSS yani Cascading Style Sheets web sitenize ait tüm stillerinin oluşturulan tek bir css dosyası ile tanımlanmasıdır. CSS tanımlaması yaparak az zamanda az çaba harcayarak pek çok değişiklik yapabilirsiniz. Css ile sayfalarımızda kullanacağımız font, renk, font boyutu, arkaplan düzenlemeleri, satır yükseklikleri gibi bir çok farklı düzenlemeyi sadece bir kaç satır Css kodu yazarak düzenleyebiliriz.

CSS dosyalarının uzantısı .css ‘dir. CSS dosyası default olarak style.css olarak web sitelerine eklenir. Web sitenizin back up dosyalarında gördüğünüz style.css ya da .css uzantılı dosyalar web sitenize ait stil şablonlarının kodlandığı alanlardır. Web sitenize css eklemek için illaki ayrı bir css dosyası oluşturmanızı gerek yok. Farklı şekillerde de css kullanabilirsiniz.

Web sitenize css eklemenin yollarından biri de web sitenizdeki anasayfanıza yani index.php, index.html, master.page yada kullandığınız programa göre anasayfanızdaki <head>…. </head> tagları arasında
-<style type=”text/css”>
.style2
{
text-align: left;
}
.style3
{
width: 627px;
}
</style>

şeklinde de css kod tanımlamaları ekliyebilirsiniz.  Ya da daha basit bir şekilde gerekli yerlerde css dosyasını eklemeden ya da ayrı bir css stili tanımlamadan html tagının içine css kodunu gömebiliriz. Şöyle ki:

<h1 style=”font-size:25pt; color:red”>Hayata Devam… </h1>

yukarıda oluşturduğumuz <h1> başlık tagının içine ona özel font boyutunu ve rengini ayrı bir css dosyasında tanımlamadan eklemiş olduk. Bu kod ile bu <h1> tagının arasında kalan yazıların fontunu ver rengini belirtmiş olduk. Halbuki css dosyası oluşturup orada <h1> tagının özelliğini bu şekilde belirtseydik web sitemizde kullanılıcak tüm <h1> başlık taglarını 25 font büyüklüğünde ve kırmızı renkte göstericekti. Bu da bize neden css kullanmalıyız sorusunun cevabını veriyor. CSS dosyası oluşturarak ayrı ayrı sayfalar içinde kod tanımlamaları yapmak yerine tek bir dosyada parametleri ile css tanımlaması yapabiliriz. Şöyle ki:

/* Menu */

#menu {
float: left;
width: 640px;
height: 50px;
}

#menu ul {
margin: 0;
padding: 17px 0 0 20px;
list-style: none;
line-height: normal;
}

#menu li {
display: block;
float: left;
}

#menu a {
display: block;
float: left;
margin-right: 5px;
padding: 0px 15px;
text-decoration: none;
font: 14px Georgia, “Times New Roman”, Times, serif;
color: #FFFFFF;
}

#menu a:hover { text-decoration: underline; }

#menu .current_page_item a {
color: #FFFFFF;
}

yukarıdaki menüye ait css kodlarında menünün üzerine geldiğinizde menüye link verdiğinizde ya da tıkladığınızda yapılıcak her işleme ait css kendine ait bir parametre ile tanımlanmıştır.
Oluşturduğunuz css dosyasını web sitenize eklemek için  <head>……</head> tagı arasına

<link href=”style.css” rel=”stylesheet” type=”text/css” /> kodunu eklemeniz yeterli olacaktır.

Facebook Id’nizi Bulma

Id Nedir? Facebook Id Nedir? Ne İşe Yarar? Nerede Kullanılır?

Bilişim sektöründe id ürünün kimliğini yani kişilerin vatandaşlık numarası gibi o kişiye ait numarardır. Her id numarası aynı vatandaşlık numarası gibi sadece bir ürüne verilir ve o üründen başkası o id’yi kullanamaz. Elektronik ürünler de id, ürünün seri numarasıdır. Web sitelerin de id üye girişi yaptığımız kullanıcı adımızdır. Mail adreslerinde id kullandığımız mail adresidir. Alış veriş yaparken id aldığınız ürünün barkodudur. Yani id bizim kimliğimiz ayırıcı özelliğimizdir.

Bu durumda Facebook Id de facebookta oluşturduğumuz sayfanın kimliği yani ayırıcı özelliğidir. Web sitemize facebookta oluşturduğumuz sayfanın reklamını yapmak  aynı zaman da web sitemize ulaşanların buradan facebook sayfamızı görüp beğenerek facebooktaki sayfamızı beğenen sayısının artmasını da sağlayabiliriz.

Bunun için de Facebook Id numaramızı bilmemiz gerekiyor. Peki, bu Facebook Id’mizi nasıl öğrenicez ?  Öncellikle facebook  http://developers.facebook.com/tools/explorer/?method=GET&path=KullanıcıAdınız adresini kopyalayıp herhangi bir browserda adres bölümüne yazmalısınız. Sayfayı açtıktan sonra kullanıcı adı bölümüne sayfanın ismini olduğu gibi yazın. Yani sayfanın adresi http://www.facebook.com/nevzaterdag  bu şekilde ise kullanıcı adı bölümüne nevzaterdag şeklinde yazıp Göndere tıklayın.

faceid

Facebook İd’niz ve sayfanıza ait bilgiler aşağıdaki resimdeki gibi listelendi.faceid2

Facebook Id’nizi bulduktan sonra sitenizde kullandığınız alt yapıya uygun olarak sayfa URL’niz (adres çubuğunda yazan sayfanın adresi) ve Id’niz ile beraber Facebook uygulamalarını sitenize ekliyebilirsiniz.

 

 

 

 

Hyper Text Markup Language

HTML yani Hyper Text Markup Language web sayfalarının browserlarda görüntülenmesini sağlayan dildir. HTML bir dizi kodlardan oluşmaktadır. HTML deki her kod tag dediğimiz “<” ve “>” işaretlerinin arasına yazılır.  HTML kodlarını yazmak için harici programlara gerek yok. Her bilgisayarda yüklü olan notepad programını kullanarak HTML ile basit bir web sitesi yapabilirsiniz. Notepadde yazdığınız html kodlarını farklı kaydet ile .html uzantısıyla kaydetmeniz yeterlidir.

Basit bir web sayfası:

<html>

<head>

<title> Sitenin Başlığı </title>

</head>

<body>

Merhaba tüm insanlık…

</body>

</html>

Şimdi kodları adım adım açıklamaya geçersek:

<html> ….. </html> : html tagı her web sayfasında olması gereken taglardır. Tüm web sayfaları bu tag ila başlayıp bu tag ile biter.

<head> ….. </head> : web sayfasının temel özelliklerinin bulunduğu koddur. Yani sayfa başlığı, link özellikleri, yazı karakter özellikleri vb. Özellikler bu kodun içine yazılır. Bu tagın yorum aralığı içinde <meta> tagı da yer almaktadır. Bu tag siteyi tarayıcıya ve arama motorlarına tanıtmak için kullanılır. Bu tag ile ilgili detaylı bilgileri daha sonra ayrı bir yazı ile anlatıcam.

<title> ….. </title> : tarayıcının başlık çubuğunda görüntülenen web sayfasının başlığı yazılır.

<body> …. </body> : Web sayfası içerisinde görüntülenmesini istediğimiz herşey body tagı arasına yazılır.

Notepade yukarıdaki şekilde yazdığımız html kodlarını farklı kaydet ile  .html  yada  .htm uzantısı ile kaydediyoruz. Dosyayı kaydettiğimiz yere gidip üzerine çift tıklıyoruz karşımızda ilk html web sitemiz hadi vatana millete hayırlı olsun..

Sosyal Medyada Var Olmak !

handan-erdag-2-sosyal-medya-da-olmakFacebook, twitter, friendfeed ve benzeri popüler sosyal medyalarda ve linkedin, xing gibi business network bağlantıları oluşturarak yönetebileceğimiz platformlarda kendimize profil oluşturarak sanal dünyada var olabiliriz.

İnternette oluşturacağımız profil bilgilerimizle tanıdığımız, tanımadığımız; aynı meslek grubuna dahil olduğumuz; ortak arkadaşlarımız vasıtası ile eklediğimiz insanlarla kendi ağlarımızı kurup bilgi paylaşımında bulunabiliriz.

Kendi bağlantı ağlarımızı oluşturup yönetmek için öncelikle geçerli bir hotmail, gmail, yahoo yâda başka bir mail hesabı oluşturmalıyız. Daha sonra oluşturduğumuz bu mail hesabıyla öncelikle facebook, twitter gibi sosyal içerikli sitelere daha sonra da linkedin, xing gibi daha A+ ve ciddi siteler olan iş bağlantıları oluşturabileceğimiz sitelerde kendi adımıza hesap oluşturmalıyız. Profilimizi oluştururken mutlaka güncel bilgilerimizi eklemeliyiz. Oluşturduğunuz hesabınıza 20 yıl önceki gençlik resminizi eklemek yada olmadığınız biri gibi sahte hesaplar oluşturmak yerine kendinizle ilgili gerçek bilgilerinizi girerek profil oluşturmalısınız. Ancak bunu yaparken kendinizle ilgili tüm kişisel bilgileri sanal alemde cümle aleme ilan edin demiyorum. Mutlaka oluşturduğunuz hesapların güvenlik  ayarlarını yapın. Paylaştığınız bilgilerinizi, videoları, resimleri ve sizin hakkınızdaki diğer tüm ayrıntıları yalnızca arkadaşlarınız ya da sizin belirlediğiniz gruptaki insanlar görebilsin. Profilinizi her açan insan sizin tüm bilgilerinize ulaşamasın.

Geçerli bir mail adresi aldınız. Facebook, twitter, linkedin, xing … vb sitelerde profilde oluşturdunuz. Güvenlik ayarlarınızı da yaptınız. Peki şimdi ne yapacaksınız?

Öncelikle oluşturduğunuz hesaplarınızın aktif olarak kullanılması çok önemli. Eğer Google arama motorunda yâda diğer arama motorlarında kendinize ait bir siteniz olmadığı halde arama yapıldığın da isminizin ilk sıralarda gelmesini istiyorsanız oluşturduğunuz profilinizin mutlaka güncel ve aktif olması gerekiyor. Twitter da yanlıca hesap oluşturup hiç tweet atmadan durursanız bu pasif bir hesap olur ve acilen hesabınızı aktif hale getirmeniz gerekir. Peki bunu nasıl yapacaksınız? Şöyle ki işin zor kısmını siteye üye olup profilinizi düzenleyerek önceden halletmiştiniz zaten. Şimdi geriye sadece sosyal medyayı nasıl kullanmanız gerektiği ile ilgili püf noktaları öğrenmeniz kalıyor.

Oluşturduğunuz hesaplarınıza arkadaşlarınızı, ailenizi, tanıdıklarınızı, arkadaşlarınıza arkadaşlık isteği gönderin; ünlüleri, politikacıları, sanatçıları, sevdiğiniz yazarı ve aklınıza kim gelirse ilgi alanınız olan konularla ilgili sayfaları beğenin. İlginizi çeken sayfalarda paylaşımlarda bulunun. Bu sayfalara arkadaş listenizi davet edin. Kısaca kendi ağınızdaki insanlarla etkileşimli ilişkiler kurun. Bu paylaşımlar sayesinde uzaktan tanıdığınız biriyle aynı mekânlara gittiğinizi, aynı yazarları okuduğunuzu ve başka ortak paydalarınız olduğunu görüp hem sosyal hem de profesyonel iş hayatınızda bu kişiyle çalışmaya ya da ortak bir paylaşımda bulunmaya hazırlanabilirsiniz.

Linkedin, xing gibi profesyonel iş hayatından insanlarla bağlantılar oluşturduğunuz sitelerde aynı meslek grubundan kişilerle fikir alış – verişi yapıp, seminer eğitim sempozyum gibi olaylardan haberdar olabilir, güncel konularda haftalık makaleler ve yazıları okuyabilir hatta kendi yazdıklarınızı paylaşabilirsiniz. Facebook, twitter gibi sosyal medya sitelerinde de resimlerinizi, videolarınızı kısaca listenizde ekli insanlarla paylaşmak istediğiniz her şeyi paylaşabilirsiniz.

Bu arada sosyal medyayı kullanın derken size an be an her bulunduğunuz yerin koordinatlarını, resimlerini çekip bizimle paylaşın demiyorum. Daha çok sabah işe giderken başınıza gelen ilginç bir olayı, gün içinde sizi güldüren bir olayı ya da rutinlikten uzak bir şey yaptığınız zaman bunu arkadaş listenizle paylaşın. Saniye saniye attığınız her adımı sosyal medyada paylaşmanız bilgi paylaşımından çok bilgi kirliliğine neden oluyor. Geçen gün bir arkadaşımın bir sosyal medya sitesine yüklediği buzdolabının resminin altına yazdığı ‘sizce ne yesem? ‘ şeklinde bir soru görünce önce şaşırdım daha sonra resme yapılan yorumları görüp gülümsedim. Türk halkı olarak yeniliklere çok çabuk alışamasak da alıştıktan sonrada kopmamız pek mümkün olmuyor. Geldiğimiz son noktada ailecek yapılan ziyaretlerde ya da bir toplukta facebook üzerinden gönderdiği arkadaşlık isteğini kabul etmediğiniz için babanınızın kuzeninin 3. göbekten arkadaşının kan kardeşi tarafından dışlanabilir ve sanal alemde hor görülebilirsiniz. Siz siz olun kimin arkadaşlık istediğini kabul edip reddettiğinize dikkat edin.

Unutmayın paylaşılan bilgi değerlidir. Ancak güvenlik ayarlarını yaptıktan sonra paylaşılan bilgi daha da değerlidir.

Teknolojinin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

90’lı yıllarda hayatımıza girmeye başlayan ilk bilgisayar ile teknolojiye alışmaya çalışırken 2000’li yıllarda teknolojide tüm Dünya ile beraber devir atladık.  Teknoloji hayatımızın her alanında yer almaya başladıkça gelişen teknoloji ile beraber birden fazla alternatif ve model ürünlere kolayca sahip olmaya başladık.

Günümüzde toplumun herkesimin den insanlar bir yâda daha fazla bilgisayara, cep telefonuna ve internete sahip. Elimizde bulundurduğumuz imkânlarla okulda, işyerlerinde, evde ve sosyal hayatımızda istediğimiz her türlü bilgiye ve daha fazlasına kolayca sahip olabiliyoruz. Günlük alışverişimizi, yemeğimizi, kılık kıyafetimizi ve her türlü ihtiyacımızı internet üzerinden sipariş vererek kapımıza kadar getirtebiliyoruz. Bizim için bu işlemleri yapmak nefes alıp vermek kadar doğal ve kolay bir olay haline geldi.

Evet, teknoloji günden güne gelişiyor ve hayatımızda yeni bir sayfa açıyor. Ancak bu gelişmeler hayatımızı kolaylaştırdığı gibi hayatımızı bir monotonluğa da sürüklemiyor mu?  Her şeyin elimizin altında olması, istediğimiz her şeye bu kadar kolay sahip olmak değer yargılarımızın da azalmasına neden olmuyor mu?

Eskiden ailemizle, arkadaşlarımızla görüşüp, hayatımızda olan biten olayları anlatırken artık sosyal medya üzerinden tanıdığımız tanımadığımız tüm insanların özel hayatlarını, mutluluklarını, hüzünlerini paylaşabiliyoruz.  Teknoloji günden güne gelişirken insanları da kendi içinde bir girdaba sürükledi.  İnsanların sesini duyup onların ruh halini anlamak yerine duvarlarına yazdıkları yazılardan onları takip edip, beğendiğimiz müzik ve resimlerde onları etiketleyerek haberdar eder hale geldik. Birbirimizi yüz yüze fazla tanımazken tüm hayatımızı internet üzerinden birbirimizle paylaştığımız sanal bir dünyaya adım attık.

Günümüzde yeni moda haline gelen e-kitaplar sayesinde bir kitabı elimize alıp onun kokusunu, mürekkebini, sayfalarını parmaklarımız da hissederek okumak yerine telefonlarımızdan, tabletlerimizden ya da bilgisayarlarımızdan kitapları okur hale geldik.

Bilişim sektöründe çalışan biri olarak teknolojik gelişmelere duyarsız kalamazken bir yandan da insanların teknolojiye bu kadar bağımlı hale gelmelerini üzülerek izliyorum. İnsanların işlerini yapmaları için ilada bilgisayara yâda internete gereksinimleri olmamalı. İşler internet olmadan da yürüyebilmeli. Teknoloji hayatımızı kontrol etmemeli biz teknolojiyi kontrol etmeliyiz. Bunun içinde bizim için tüm önemli bilgileri insan yapımı makinelerde muhafaza etmek yerine Allahın bize verdiği aklımızı kullanarak muhafaza etmeliyiz. İnsan mükemmel bir yaratılışa sahiptir ve hiçbir makine insandaki bu mükemmelliğe sahip değildir. Her yeni çıkan teknolojik ürün bir önceki teknolojinin eksikliğini gidermek için piyasaya sürülür.

Benim insanlara naçizane önerim teknolojiye duyarsız kalmayın ancak teknolojinin de hayatınızın merkezi haline gelmesine izin vermeyin.

Web Sitesi Kurarak Bu Site Üzerinden Aldığınız Paralar Ve Vergi

Web sitesi kurarak bu siteye gelen soruları cevaplamanız halinde elde ettiğimiz paradan dolayı vergi mükellefi olmamız gerekir mi?
Bu soru ve birçok soru geçen hafta “web sitesi reklamlarının vergisel durumu” makalemden sonra bana gelen onlarca soru, Ülkemizde elektronik ticaretin vergisel boyutunun uygulayıcılar ve taraflarınca çok iyi anlaşılamamış olduğunu göstermekte. İşte bu sebepten dolayı bu sektörde çalışanlara bu konuda faydalı olması düşüncesi ile bu haftadan itibaren bu konu ile alakalı soruları vergi kanunlarımız açısından araştırarak sizlerle paylaşacağım. Devamını Oku

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.