En Taze Makaleler

Yearly Archives: 2014

E – Mail Adreslerinize İmza Ekleme

handan-erdag-43-imza

Hayatta sizin için çok kolay olan şeyler, başkaları için dünyanın en karmaşık işi olabilir. O yüzden benim ve birçok kişi için küçük, bilişimden uzak olan kişiler için önemli bir konu olan, email adreslerine imza ekleme aşamalarını adım adım yazmaya karar verdim.

Outlook Maillerinde İmza Ekleme:

    1. Outlook açılır.
    2. Araçlar menüsünden Seçenekler seçilir. Gelen pencerede Posta Biçimi sekmesi seçilir. ( Araçlar / Seçenekler / Posta Biçimi )
    3. Posta Biçimi ekranında ki imzalar bölümünden imza oluşturulur.
    4. Outlook hesabınızda birden fazla mail adresi olabilir. Dolayısı her bir mail adresine ayrı imza tanımalayabilir ya da tüm mail adresleriniz de aynı imzayı kullanabilirsiniz.
    5. Oluşturduğunuz imzayı Varsayılan İmzayı Seç bölümünden ilgili mail adresi ile eşleştirebilirsiniz.

Hotmail Adreslerine İmza Ekleme:

  1. Hotmaili’i açın.
  2. Sağ üst taraftaki dişli çark simgesini () tıklayıp Seçenekler’ı seçin.
  3. “Biçimlendirme, yazı tipi ve imza” seçeneğini seçin. Gelen pencerede yeni imza metninizi girin. Metin kutusunun hemen üstündeki düğmeleri kullanarak metninizi biçimlendirebilirsiniz.
  4. Sayfanın alt kısmında bulunan Değişiklikleri Kaydet seçeneğini tıklayın.

Gmail Adreslerinde İmza Ekleme:

  1. Gmail’i açın.
  2. Sağ üst taraftaki dişli çark simgesini () tıklayıp Ayarlar‘ı seçin.
  3. “İmza” bölümüne doğru ilerleyin ve kutuya yeni imza metninizi girin. Metin kutusunun hemen üstündeki düğmeleri kullanarak metninizi biçimlendirebilirsiniz.
  4. Sayfanın alt kısmında bulunan Değişiklikleri Kaydet seçeneğini tıklayın.

Elimin Hamuru İle CAT5 Kabloya Konnektör Bağlama

handan-erdag-42-tamir-isleriBir sabah uyandık ve olağan başlayan günümüz de ofise gelmemiz ile işler değişti. Ofisteki bilgisayarlardan birinde internet bağlantısı sorunu var idi. Tüm bilgisayarlar internete girerken, bu makine nedensiz bir şekilde internette bağlanamıyordu. Bilgisayarı ve bağlantıyı kontrol ettiğim de ethernet kablosunda sorun olduğunu fark ettim. Kabloyu tuttuğum da internet bağlantısı geliyor. Ancak kabloyu bıraktığım gibi olan bağlantı kopuyordu. Bu durumda yapılacak olan en mantıklı şeyi yapıp bir elektirikçi çağırmaya karar verdik.

Ne yazık ki bulunduğumuz bölgede ki tüm elekrikçilerin yoğun bir çalışma programları olduğu için 4. elektrikçiyi aramamızda ilgili bir kişiyi ofise getirebildik. Gelen arkadaşa sorunu anlatıp, sorunun kaynağını gösterip yaptığı işi izlemeye başladım. İşini hallettikten sonra arkadaşa yaptığı bu işi benim yapıp yapamayacağımı sorduğum da verdiği “bu iş bayanlara göre değil. ben dahi yaparken zorlanıyorum” tarihi yanıtı ile şok oldum.

Hayatta istedikten sonra yapılamayacak hiçbir şey olmadığına inanan bir insan olarak hemen harekete geçtim. Ve hemen internetten mini bir kablolama seti (Network Tester + 3 Ağızlı Pense +100 Tane RJ45 Uç) siparişi verdim. Bugün gelen setim ile ikinci denemem de doğru bir şekilde taktığım konnektör takma işlemini yazdığım bu makalemi, özellikle de bu konuda bana ilham veren antifeminist elektrikçimize ve elinin hamuru ile erkek işine bulaşılmaması gerektiğini düşünen tüm beylere armağan ediyorum.

Adım Adım Yapılan İşlemler

Gerekli Malzemeler:

  • Cat5 ADSL Ethernet Kablosu
  • Network Pensesi (3 Ağızlı Pense)
  • Her ihtimale karşı 2 – 3 tane RJ45 Konnektör Uç

Adım Adım İşlemin Yapılışı:

  1.  Öncelikle sağlam ve kullanılmayan bir ethernet kablosu alıyoruz. İşleme başlamadan önce kabloyu modem ve bilgisayara bağlayarak test ediyoruz.
  2. Kablonun sağlamlığını test ettikten sonra, kablonun bir ucunu network pensesi ile kesiyoruz.
  3. Ucunu kestiğimiz kabloyu pensenin sıyırıcı bölümü ile 2 – 3 cm kablonun içinde ki tellere zarar gelmeyecek şekilde sıyırıyoruz.
  4. Kablonun içinde birbirine sarılı halde olan iletken kabloları tek tek papatya gibi açıyoruz.
  5. Daha sonra kabloları aşağıda ki sıraya göre yan yana getiriyoruz. İşin en cafcaflı tarafı da işte burada başlıyor. Kabloları aşağıda ki sıra ile yan yana getirip sabit tutmak sizi birazcık zorlayabilir.
    1. Turuncu Beyaz
    2. Turuncu
    3. Yeşil Beyaz
    4. Mavi
    5. Mavi Beyaz
    6. Yeşil
    7. Kahverengi Beyaz
    8. Kahverengi
  6. Kabloları bu sıra ile yan yana getirdikten sonra, pense ile kabloların fazlalıklarını kesip, hepsini aynı hizaya getiriyoruz.
  7. Kabloların sırasını bozmadan, çentikli kısım arkada kalacak şekilde iletkenleri konnektöre yerleştiriyoruz. Konnektör içerisinde her iletken için ayrı bir hazne bulunmaktadır. Bu haznelere doğru iletkeni yerleştirerek ve renk sırasını doğrumu diye kontrol ediyoruz. Eğer sıra bozulmuş ise kabloları çıkarıp tekrar yukarıda ki renk sırası ile yerleştiriyoruz.
  8. İletkenleri konnektörün ucuna gelecek şekilde ittiriyoruz.
  9. Daha sonra konnektörü pensede ki konnektör yuvasına yerleştirip, sıkıyoruz. Kabloyu çektiğimizde kablo elimizde kalmıyorsa, bu konnektörü doğru bir şekilde sıktığımızı gösterir.
  10. Kabloyu, test cihazınız var ise onunla ya da modem ve bilgisayar arasında bağlantı kurarak test edebilirsiniz.
  11. Eğer ki bağlantı gerçekleşmez ise konnektör içerisinde ki iletkenlerin ters, yanlış sıra ya da yerine oturmamış olduğunu düşünerek yukarıda ki adımları dikkatli bir şekilde tekrar denemenizi öneririm.

Son olarak, sosyal medyada paylaştığım resme gelen yorumlara istinaden ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Kablonun içerisinde ki iletkenlerin renklerinin dizilişine göre, kablo 568A ya da 568B şeklinde isimlendirilir.

568A da renk sıralaması:

  1. Yeşil Beyaz
  2. Yeşil
  3. Turuncu Beyaz
  4. Mavi
  5. Mavi Beyaz
  6. Turuncu
  7. Kahverengi
  8. Beyaz-Kahverengi

Bizim yukarıda uyguladığımız 568B da ise renk sıralaması:

  1. Turuncu Beyaz
  2. Turuncu
  3. Yeşil Beyaz
  4. Mavi
  5. Mavi Beyaz
  6. Yeşil
  7. Kahverengi Beyaz
  8. Kahverengi

bu şekilde yapılır.

Mesai Saatleri İçerisinde Spor Yapmanın Yolu

handan-erdag-41-mesai-saatlerinde-spor-yapma

Evvel zaman içinde bir varmış bir yokmuş, 7 /24 saat çalışan ve spor salonuna gidemeyecek kadar hem yorgun, hem de tembel çalışanlar varmış. Bir gün aralarından biri spor salonu bize gelmiyorsa, biz spora gidelim demiş ve iş yerinde spor yapmanın farklı yollarını bulmuş.

İtiraf ediyorum ki, en başta o yerinden kalkmayan tembellerden biri de bendim. Ancak saatlerce hiç hareket etmeden bilgisayar başında oturduğumu, bir sabah kalktığımda tutulan boynumun bana hediye ettiği ağrı ile anladım. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, bu kadar hareketsiz bir şekilde çalışmanın getirisi olarak erken yaşta boyun fıtığı sahibi oldum. Yapılan tedavi ile her ne kadar ağrılarım geçse de, yine aynı şekilde çalışmaya devam edince, giden ağrılar yanlarına arkadaşlarını da alarak geri geldiler.

İşte tam da bu noktada; ismini vermek istemeyen, çok güzel bir bayanın da yönlendirmesi ile ofiste esneme hareketleri yapmaya, günde 3 – 4 defa merdiven inmeye başladım. Mesai saatlerinde 6. katta bulunan ofisimizin merdivenlerini arşınlamaya başladım. İlk başta inerken kolay, çıkarken ise yanıma oksijen tüpü almayı düşündüğüm nefesimi ciddi anlamda kesen bu aktivite, bir süre sonra benim için vazgeçilmez oldu. Öyle ki, gün içerisinde iş ile ilgili sorunum olduğunda, çözüm yolunu bulmakta zorlandığımda, sıkıldığımda merdivenleri arşınlayarak beynime hava gelmesini ve çözümü daha kolay bulmaya başladım.

Merdivenleri inip, ofis binasının etrafında mini bir tur atarak, hem fiziksel, hem de zihinsel olarak kendimi “restart” etmeye başladım. Hatta benim bu sportif hareketime olumlu destek olup, benimle beraber merdiven inip çıkmaya başlayan ofis içerisindeki mesai arkadaşlarım dahi oldu.

Yaklaşık bir yıldır düzenli bir şekilde yapmaya çalıştığım bu merdiven ve mini tur atma faaliyetlerim farkında olmadan bana acayip bir kondisyon sağlamış oldu. Bundan 1.5 ay önce Mardin’e yapmış olduğumuz gezide bunu daha da iyi anladım. Yerli ve yabancı turistlerin 2 -3 günde gezdikleri Eski Mardin’i (ki bahsettiğim yerler sürekli dik yokuşlar ve merdivenler ile dolu, normal bir insanın gerçekten de bir günde yürüyerek gezmesine imkan olmayan yerler) yürüyerek bir günde gezdik.

Son dönemde özellikle yurt dışında da yaygınlaşan yürüyüş toplantıları da bu yürüyüşlerin ne kadar faydalı olduğunun bize bir diğer örneği olabilir. Bu konuda özellikle ABD Başkanı Barack Obama, Facebook Ceo’su Mark Zuckerberg gibi birçoğumuzun en azından ismini bildiği kişiler de mevcut.

Bu yürüyüşlerin bana sağladığı yararları kısaca listelersem:

  • Ofisin etrafını ve birbirinden renkli komşularımızı tanıma imkanı buldum.
  • Ofis etrafındaki yeşil alanda gün içerisinde hem bilgisayardan, hem de iş stresi ile gelip gitmeyen negatif enerjileri atmak için bir fırsat oldu.
  • Volta atarken gelenek ve göreneklerimizde de yaygın olan tesbih kültürüne merak sardım ki, bu merak nedeni ile şuanda masamda 3 – 4 tane farklı renk ve boyutlarda tesbih mevcut.
  • Üç adımda tıkanan nefesim artık tıkanmamaya başladı.
  • Bel ve boyun ağrılarım ters bir hareket yapmadığım sürece görünmemeye başladı.
  • Belli aralıklar ile verdiğim bu aralar sayesinde verimliliğim ve odaklanmam arttı.
  • Kedi sevmeyen biri olarak ofisin etrafındaki kediler ile arkadaş oldum.
  • Ayrıca oturmakla atılamayan birkaç kilodan da kurtulma imkanı dahi bulmuş oldum.

Sonuç olarak; sizde sürekli masa başında çalışıyorsanız, kendiniz için küçücük bir şey yapın ve en azından günde bir kere merdiven inin. Merdiven bulamıyorsanız, ofisin etrafında yürüyün. Onu da yapamıyorsanız ofiste volta atın ya da bir iki ufak egzersiz yapın. Unutmayın ki hayatımıza fazla gün katmak bizim elimizde olmayabilir. Ama günümüze fazla hayat ve anlam katmak tamamen bizim elimizdedir.

Bu makaleyi okuyan tüm çalışanların başına gökten üç elma düştü. Makaleyi okuyup, hayatına uygulayan çalışanlara % 100 organik ve sağlıklı elmalara kavuşurken; makaleyi okumayıp, tembellik yapan çalışanlara çürük ve kurtlu elmalar düştü. İşte tam bu noktada seçim tamamen size kalmış.

Beyaz Yakalının Toplu Taşıma İle Sınavı

handan-erdag-39-beyaz-yaka

Dikkat, beyaz yakalı çalışan arabası ve iş yeri servisini bırakıp, halkın arasına karışmış. Üstüne üstlük birde toplu taşıma kullanmaya karar vermiş ki gören ve duyan halkın hemen bu tehlikeli ortamı terk etmesi rica olunur. Ne demek istediğimi bilen bilir; ancak bilmeyenler için beyaz yakalının, toplu taşımada ki durumunu aşağıda kısaca özetleyeceğim.

Arabanın ve servisin rahatlığına alışan bir beyaz yakalı için; toplu taşıma genelde kabus gibidir. Toplu taşımanın en yoğun olduğu saatleri bilmeyen bu kesim, genellikle yanlış saatlerde toplu taşımayı kullanarak hem yoğun insan kalabalığına hem de istenmeyen yakın temasa maruz kalarak geçici olarak servis dışı olurlar.

İş hayatının şıklığına alışan, ince topuk, kalem etek giyen kadın çalışanlar ise toplu taşıma da ormanda avcı ile karşılaşmış bir ceylan ürkekliğinde, etrafına merhamet dileyen gözlerle ya da gördüğü insan tablosunu beğenmeyip tepeden attığı kartal bakışı ile etrafında ki insanları süzer. Genellikle ofis içerisinde şıklıkları ile beğenilmekten zevk duyan bu beyaz yakalılar, aynı beğeniyi toplu taşımada da görünce sinir krizleri geçirirler.

İş çıkış saatinde genelde servisinde ya da arabasında günün yorgunluğunu atmak için yüksek sesli müzik dinleyen ya da tabletinden kitap okuyan beyaz yakalı, kendini biran da halk ile iç içe bulunca genellikle ellerini kollarını koyacak yer bulamaz ve araç her hareket ettiğinde ufak bir sarsıntı geçirir. Ofis içerisinde yüksek öz güvenli duruşları ile hem diğer çalışanları hem de müşterileri etkisi altına alan bu beyaz yakalıların, toplu taşıma da ayakta kalmak için verdikleri bu savaş, göz yaşartıcı bir manzara oluşturur.

Beyaz yakalı çalışanlarımız o toplantı senin, bu görüşme benim derken; belli bir düzen ile geçen yoğun tempolu koşuşturma ile zamanı önceden belirlenmiş şekilde yapılan işlere alışkındırlar. Önceden her şeyi ile programlanmış bu düzenin dışına çıkmak bünyelerini olumsuz yönde etkileyebilir ki; vaktinde gelmeyen ve dakikalarca kuyrukta beklediği toplu taşıma aracının durağa gelir gelmez mülteci kampında ki insanlar gibi diğer insanların kuyruğu hiçe sayarak binmesi karşısında beyaz yakalar anlık şoka uğrar ve kısmi felç geçirebilirler. İş hayatının karmaşık düzenine çok hızlı uyum gösteren bu beyaz yakalar, iş toplu taşımaya gelince maalesef ki sınıfta kalmaya mecburlardır. Toplu taşımanın kendi içerisinde ki yazılı olmayan, ama o herkesin bildiği kuralları maalesef ki onlar hiçbir zaman öğrenemez. Ve toplu taşıma da ayakta kalarak yaşam savaşı vermeye devam ederler.

Beyaz yakalar için bir diğer önemli sorunda, dünyanın parasını verdiği ve sabahleyin mini duş aldığı kaliteli parfümünün kokusunun, toplu taşıma da ki diğer kokular ile karışması ve iş yerine ulaşana kadar sigara, ter, ucuz parfüm gibi kötü kokuların üstüne sinmesidir. Bir beyaz yakalı için bu durum kesinlikle kabul edilemez. Beyaz yakalı, iş yerine varmadan önce o parfümün kokusu gitmeli ve o geçtikten sonra da o parfümün kokusu 5 dakika orada kalmalı ki herkes onun oradan geçtiğini anlasın.

Kısacası bu hayatta herkesin bir derdi var. Kiminin ekmeğinin bayat, kiminin de pırlantasının küçük olduğu için kederlendiği bu ortamda; beyaz yakalının da toplu taşıma fobisinin olmasını anormal görmemek gerek. Sonuç itibari ile bizim için her ne kadar küçük ya da önemsiz gibi gelse de, bu sorunların sahipleri için bunlar önemli ve hayat kalitelerinin seviyesini ve verimliliklerini arttıran unsurlar. Bu yüzden de hayatı değerli ve yaşamaya değer kılan bu tarz ufacık davranışlara önem vermeli ve beyaz yakalı ile empati kurmalıyız. Beyaz yakalıları kardeş gibi bağrımıza basıp, iş hayatının dışında da gerçek bir hayat olduğunu anlatmalı ve de göstermeliyiz.

Domain Satış İlanı

Duyduk duymadık demeyin, aşağıda birbirinden değerli domain adresimizin listesi mevcuttur. Listeden ilgilendiğiniz domain adresleri ile ilgili handanerdag@handanerdag.com adresine mail atabilir, domain adreslerini satın alabilirsiniz.

handan-erdag-38-satilik-domain

  • arabamisafiri.com

  • arabamisafiri.net

  • attutkusu.com

  • attutkusu.net

  • benimleyolal.com

  • benimleyolal.net

  • eyvahkovuldum.com

  • eyvahkovuldum.net

  • fotopaylasim.com

  • fotopaylasim.net

  • geyikbilisimciler.com

  • geyikbilisimciler.net

  • rehberegitimler.com

  • rehberegitimler.net

  • resminibul.com

  • resminibul.net

 

 

 

Outlook da Otomatik Eposta Cevaplama

Bir Kova Buz “Ice Bucket Challenge” Kampanyası

handan-erdag-36-bir-kova-buz Son günlerde ALS hastalığına dikkat çekmek için başlatılan Bir Kova Buz kampanyası sosyal medyanında etkisi ile Dünyada çığ gibi büyüyor. Peki, uğruna kampanyalar başlatılan bu ALS hastalığı nedir?

Sağlıklı bir insanken tahminen 3 – 4 yıl içerisinde;
Yavaş yavaş elin ayağın tutmayacak.
Konuşamayacaksın.
Yürüyemeyeceksin.
Yemek yiyemeyecek, su içemeyeceksin.
Yutkunamayacaksın.
Başını taşıyamayacaksın.
Solunum cihazı olmadan nefes alamayacaksın.
Ama beynine bir şey olmayacak.
Düşünmeye, üretmeye devam edeceksin.

İşte uğruna Dünya çapında kampanyalar başlatılan ve en çok korktuğumuz hastalıkları dahi şükrettiren Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığı bu.

ALS, aynı zamanda motor nöron hastalığı olarak da anılan, merkezî sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybından ileri gelen bir hastalıktır.

ABD’nin kuzeyinde “ALS için başından aşağı bir kova buzlu su dök” sloganıyla başlayan kampanya, sosyal paylaşım platformları sayesinde kısa sürede bir çığ etkisi ile dünyaya yayıldı.

Ice Bucket Challenge yani Bir Kova Buz kampanyasına göre, katılımcı ya ülkesinde bulunan ALS derneğine bağış yapıyor ya da başından aşağı bir kova buzlu suyu döküyor. Aynı şekilde dileyen katılımcı hem bağış yapıp hem de bir kova buzlu suyu kafasından aşağı dökebiliyor. Başından aşağı buzlu suyu dökmeden önce her katılımcı, bu kampanyaya aynı şekilde 3 kişiyi de davet ediyor. Meydan okunan kişilerde  24 saat içinde ya başlarından aşağı buzlu su dökmek ya da bağış yapmak seçeneklerinden birini tercih etmek zorundalar. Bu şekilde kampanya etkili bir şekilde bir Dünya’nın her yerine ulaşıyor.

Bu kampanya ile Amerika’da çok kısa bir sürede 15,5 milyon dolar yardım parası toplandı. Türkiye’de ise henüz sadece 4 bin lira toplanabilmiş durumda.

Kampanya ile ilgili bir bilişimci olarak en çok dikkatimi çeken bir diğer şey ise, bilişim sektörünün dev isimleri Facebook Kurucusu Mark Zuckerberg ve Microsoft’un Kurucusu Bill Gates’in de bu kampanyaya çok eğlenceli bir şekilde destek vermesi. Özellikle de Bill Gates’in çekmiş olduğu yaratıcı videoda, onun parlak zekasını bize tekrar gösteriyor.

İşte Mark Zuckerberg’in Bill Gates’e meydan okuması ve bu meydan okumaya gelen yanıt: