90’lı yıllarda hayatımıza girmeye başlayan ilk bilgisayar ile teknolojiye alışmaya çalışırken 2000’li yıllarda teknolojide tüm Dünya ile beraber devir atladık. Teknoloji hayatımızın her alanında yer almaya başladıkça gelişen teknoloji ile beraber birden fazla alternatif ve model ürünlere kolayca sahip olmaya başladık.
Günümüzde toplumun herkesimin den insanlar bir yâda daha fazla bilgisayara, cep telefonuna ve internete sahip. Elimizde bulundurduğumuz imkânlarla okulda, işyerlerinde, evde ve sosyal hayatımızda istediğimiz her türlü bilgiye ve daha fazlasına kolayca sahip olabiliyoruz. Günlük alışverişimizi, yemeğimizi, kılık kıyafetimizi ve her türlü ihtiyacımızı internet üzerinden sipariş vererek kapımıza kadar getirtebiliyoruz. Bizim için bu işlemleri yapmak nefes alıp vermek kadar doğal ve kolay bir olay haline geldi.
Evet, teknoloji günden güne gelişiyor ve hayatımızda yeni bir sayfa açıyor. Ancak bu gelişmeler hayatımızı kolaylaştırdığı gibi hayatımızı bir monotonluğa da sürüklemiyor mu? Her şeyin elimizin altında olması, istediğimiz her şeye bu kadar kolay sahip olmak değer yargılarımızın da azalmasına neden olmuyor mu?
Eskiden ailemizle, arkadaşlarımızla görüşüp, hayatımızda olan biten olayları anlatırken artık sosyal medya üzerinden tanıdığımız tanımadığımız tüm insanların özel hayatlarını, mutluluklarını, hüzünlerini paylaşabiliyoruz. Teknoloji günden güne gelişirken insanları da kendi içinde bir girdaba sürükledi. İnsanların sesini duyup onların ruh halini anlamak yerine duvarlarına yazdıkları yazılardan onları takip edip, beğendiğimiz müzik ve resimlerde onları etiketleyerek haberdar eder hale geldik. Birbirimizi yüz yüze fazla tanımazken tüm hayatımızı internet üzerinden birbirimizle paylaştığımız sanal bir dünyaya adım attık.
Günümüzde yeni moda haline gelen e-kitaplar sayesinde bir kitabı elimize alıp onun kokusunu, mürekkebini, sayfalarını parmaklarımız da hissederek okumak yerine telefonlarımızdan, tabletlerimizden ya da bilgisayarlarımızdan kitapları okur hale geldik.
Bilişim sektöründe çalışan biri olarak teknolojik gelişmelere duyarsız kalamazken bir yandan da insanların teknolojiye bu kadar bağımlı hale gelmelerini üzülerek izliyorum. İnsanların işlerini yapmaları için ilada bilgisayara yâda internete gereksinimleri olmamalı. İşler internet olmadan da yürüyebilmeli. Teknoloji hayatımızı kontrol etmemeli biz teknolojiyi kontrol etmeliyiz. Bunun içinde bizim için tüm önemli bilgileri insan yapımı makinelerde muhafaza etmek yerine Allahın bize verdiği aklımızı kullanarak muhafaza etmeliyiz. İnsan mükemmel bir yaratılışa sahiptir ve hiçbir makine insandaki bu mükemmelliğe sahip değildir. Her yeni çıkan teknolojik ürün bir önceki teknolojinin eksikliğini gidermek için piyasaya sürülür.
Benim insanlara naçizane önerim teknolojiye duyarsız kalmayın ancak teknolojinin de hayatınızın merkezi haline gelmesine izin vermeyin.
Handan Erdağ Bilişim Sektöründe Bir Kadın

