En Taze Makaleler

Şubat Ayında Okuduklarım (2017)

2017 yılında hedeflediğim kitap okuma sayısına ulaşmak için son sürat okumaya devam ediyorum. Ancak hedefime giden yolda gözüm enfeksiyon kaptığı için minik bir mola vermek zorunda kaldım. Gözüm normale dönene kadar okumalarımı durdurdum. Bu durduma işlemi ile beraber tıpkı bir eroin bağımlısının yokluk krizine girmesi gibi kendimi krizlerde hissediyorum. Kendimi sık sık online kitap satan sitelerde en son çıkanlara bakarken buluyorum 🙂 Ağzım değil gözlerim sulanarak son çıkanlara bakıp, hepsini alıp okumak için delice bir duygu duyuyorum. Ve tüm bu belirtilerden anlıyorum ki ben umutsuz bir şekilde kitap okuma bağımlısıyım. Yaşasın tüm kitapseverler, kitap yazarlar, kitap okurlar 🙂

Her şeye rağmen Şubat ayında 5 şahane kitap okudum. Okuduklarım ile ilgili kişisel yorumlarımı okumak isterseniz de buyrun okuyun dostlar 😉

Kitabın Adı: 40’ının da Kulpu Kırık 40 Türk

Okunan Kitap Sayısı : 09

Kitabın Yazarı: Ahmet Şerif İzgören

Kitabın Türü : Mizah Romanı

Yayınevi : İzgören Akademi

Kitabın Sayfa Sayısı : 192

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 10.02.2017 – 11.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 5 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Yazarın kalemi sağlam ve akıcı yazıyor. Ancak kitap içerisinde ki bazı bölümler biraz zorlama olmuş gibi. Kendimiz ile dalga geçebilmemiz güzel ama bunun yanında iyi yanlarımızdan da bahsedip teraziyi dengede tutabilirdi. Vakit geçirmek için okunabilecek eğlenceli bir kitap.

Kitabın Adı: Küçük Renkli Dilek Kitabı

Okunan Kitap Sayısı : 10

Kitabın Yazarı : Nil Gün

Kitabın Türü : Kişisel Gelişim

Yayınevi : Kuraldışı Yayınları

Kitabın Sayfa Sayısı : 144

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 13.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 5 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş mantığını ince ince masaya yatırıp, doğru afirmasyonlar ile isteğine ulaşmanın anahtarını bu kitapta bulabilirsiniz. Keyifli bir kitap.

Kitabın Adı: Bir Türk Casusunun Mektupları

Okunan Kitap Sayısı : 11

Kitabın Yazarı: Aytunç Altındal 

Kitabın Türü : Araştırma Tarih -Türkiye Politikası

Yayınevi : Alfa Yayıncılık

Kitabın Sayfa Sayısı : 146

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 14.02.2017 – 16.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 8 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Son zamanlarda okuduğum ve anlamakta zorlandığım tek kitap. Kitapta anlamını bilmediğim terimler ve kavramlar vardı. Ancak aynı sayfaları tekrar tekrar okumama rağmen kitaptan çok fazla bilgi aldım. 2. – 3. kez okunması ve verilen bilgilerin sindirilmesi gereken bir kitap

Kitabın Adı: Saraydaki Casus/ Gizli Belgelerle Abdülhamid Devri ve İngiliz Ajanı Yahudi: Vambery

Okunan Kitap Sayısı : 12

Kitabın Yazarı: Mim Kemal Öke

Kitabın Türü : Osmanlı Tarihi

Yayınevi : İrfan Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 296

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 18.02.2017 – 24.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 8 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Kitap çok akıcı ve merak uyandırıcı. Kitabı okurken kendinizi Vambery’nin yerine koyuyorsunuz. Abdülhamit devrini, padişahın tutumunu ve kararlarını başka bir bakış açısı ile okuyorsunuz.

Kitabın Adı: Yönetimde 32 Altın Kural

Okunan Kitap Sayısı : 13

Kitabın Yazarı: Richard R. Conarroe

Kitabın Türü : İş Dünyası – İnsan Kaynakları

Yayınevi : İlgi Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 198

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 21.02.2017 – 22.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 6 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : İş dünyası ile ilgili çoğumuzun bildiği ama düzenli uygulamadığı davranışların önemini ve küçük davranışlarla iş dünyasında nerelere gelebileceğimizi anlatan bir kitap

Alevli Günler Tiyatro Oyunu

Alevli Günler Oyununun Künyesi:
Yazan: Irmak Bahçeci
Yöneten: Yıldıray Şahinler
Dekor – Kostüm: Barış Dinçel
Işık Tasarım – Uygulama: Efe Sümer
Oyuncular: Cem Davran, Erkan Can, Yıldıray Şahinler, Bahtiyar Engin, Selin Yeninci
Yönetmen Yrd.: Özge Çatıkkaş, Tuğçe Kıltaç
Dekor Uygulama: Muhammet Topraktepe, Mustafa Topraktepe
Görsel Tasarı: Emre Erdem

Oyunun Konusu:

Çocukluğundan beri ayrılmamış üç arkadaş, biri mahallenin kasabı, biri muhasebeci, biri de Türk kültürü profesörü olmuş üç kafadar arkadaş. İçlerinden biri lenf kanseri olunca, inançları gereği öldükten sonra yakılmak ister ve farklı olana yaşam hakkı vermeyen düzenle karşı karşıya gelirler. Başvurdukları her yerde başka komediler yaşar, her türden anlaşmazlık ve anlayışsızlıklarla karşılaşırlar. Bize çağdaş bir “Yaşar-yaşamaz” hikayesi sunarlar. 

Kişisel Değerlendirmem:

Oyun süresince şaman inancına sahip olan profesörün, inancı gereği öldükten sonra yakılmak istemesini tek tek diyanete, nüfus müdürlüğüne, avukata, mahkemeye sabırla anlatmasını ve bu traji komik olayın aslında sistemimizde ki eksikleri espri ile anlatmasını soluksuz izledim.

İki perde şeklinde sergilenen oyunda hem oyuncuların üstün performansları hem de fondaki müziklerle sürenin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Oyun hem çok akıcı hem de yerinde ve dozunda, hayatın içinden esprileri ile seyirciyi sonuna kadar zevkle kendini izlettiriyor.

Oyunu çok beğendim ve tüm tiyatro severlerin bu oyunu izlemesini şiddetle tavsiye ederim 🙂

Niyet Ettim Sevgililer Gününü Boykot Etmeye

Sevgili dostlar, romalılar, vatandaşlar, yurttaşlar, arkadaşlar, kardeşler durun ve kapitalist sistemin sadece tüketimi arttırmak için tüm Dünya’da bizlere dayattığı sevgililer gününü kutlama geleneğini boykot edin. Zira hiç bir insanın birbirine duyduğu sevgi bir güne sığdıracak kadar yüzeysel olamaz.

Ben sevgililer gününü kutlamıyorum, hiçbir zaman da kutlamayı düşünmüyorum. Çünkü; sevgililer günü yani Valentine’s day Katolik kilisesi tarafından ortaya çıkarılan, #Valentine ismindeki bir din adamının ölüm yıl dönümünün ilan edilip, her yıl 14 şubatta anıldığı bir gündür. Hatta bu sebeple bazı toplumlarda bugün “Aziz Valentin Günü” olarak bilinir. İslamfobik dünyada, Müslümanlar ile terör kelimelerini bağdaştıranlar, iş tüketmeye gelince ürün satmaya ilk müslüman ülkelerden başlıyor. Günün gerçek anlamını anlamadan sadece sevgililer günü diyerek; müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar. Lütfen bilinçlenelim ve etrafimızı bilinçlendirelim.

Kapitalist sistemin tüketimi arttırmak için bizi zorlamasına izin vermeyelim. 7’den 70’e toplumun büyük bir bölümünün katıldığı bu tüketim çılğınlığına bizler ortak olmayalım. Aklıselim olan herkes biliyordur ki sevgililer, anneler, babalar, öğretmenler günü gibi özel günler, özel günden ziyade ekonomiyi canlandırmak adına düzenlenen ticari günlerdir. Kapitalist sistem kendi kendine uydurduğu bu özel günler ile tv’den, radyodan, internetten, sosyal medyadan ve tüm saldırabileceği alanlardan 7 / 24 bu günleri hatırlatarak, sözde kampanyanlar düzenleyerek 1.000 TL’lik bir yüzüğü sevgililer gününe özel 999 TL yaparak size hediye almanız gerektiğini zorla kafanıza vura vura bilinçaltınıza kazır.

Tüm Dünya’da özel günlerde (!) israfta sınır tanımadığımız, abarttığımız ve almazsam olmaz kültürü, toplumların zihnine algı yönlendirme tekniğiyle enjekte edilmiş bir kültürdür. Özel günlerde insanların kendilerini kaybederek çılgınlar gibi para harcamaları nedeniyle dünya giderek daha da bencilleşmektedir. Karşınızda ki insana aldığınız hediye sevginizin bedeliymiş gibi ya da diğer çiftler ile kendi hediyenizi kıyaslayarak anlamsız bir yarışa sokulduğunuz bu Bizans oyunlarına gelmeyin sevgili kardişlerim 😛

Sevgililer gününü kutlamadan önce gelin şu fani dünyaya ve dünya örgütlerinin resmi verilerine birlikte bakalım:

  • Dünyada, 800 milyon insan yetersiz beslenmekte, her gün 17 bini çocuk olmak üzere 25 bin kişi açlık ve açlığa bağlı sebeplerden ötürü ölmektedir. Her yıl 9 milyon insan açlıktan ölmektedir.
  • Dünyada her 40 saniyede bir kişi intihar etmektedir. İntihar girişimleri ise bu oranın 10-20 katı olarak ifade edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, bu intihar girişimlerinin % 45 i yokluk dolayısı ile olmaktadır,
  • Birleşmiş Milletlerin İnsani Gelişme Raporuna göre; Dünyada yaşayan 6 milyar insanın 2,8 milyarı günde 2 dolar, 1,2 milyarı ise, 1 dolara yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Diğer bir ifadeyle dünya nüfusun %67’si yoksuldur,
  • Bugün dünyada 1 milyara yakın insan açlık ve yetersiz beslenme tehdidinden doğrudan etkilenmektedir.
  • Her yıl 11 milyon çocuk açlığa bağlı sorunlardan dolayı beş yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir.
  • Ülkemizde nüfusun % 20‘si yeterli gıdaya ulaşamamaktadır. % 8,5‘i açlık sınırında yaşamaktadır.
Aynı şekilde Dünya’ya birde israf penceresinden bakacak olursak:

  • Her yıl satılan akıllı telefon sayısının ise 657 milyon ,
  • Geçen yıl 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Türkiye genelinde 17 – 20 milyon dal çiçek satıldığını
  • Geçen sene Sevgililer Günü’nde Türkiye kartlarla 8,3 milyar liralık alışveriş yapıldığını biliyor muydunuz!

Adostlar sevginin, sevilmenin bir günü zamanı olmaz. Hiç bir hediye bir gülümseme, tatlı bir söz ve ya bir bakışın yerini almaz. Seviyorsanız eğer ister sevgiliniz, eşiniz, anneniz, babanız, kardeşiniz olsun ister başka biri olsun sevginizi özel gün adı altında bu ticari günlerle ispatlamak yerine karşınızdaki kişiye saf ve temiz olan sevginizi hissettirmeyi deneyin. Her yıl milyonlarca insan, milyonlarca para ile sevgisini dağlara değil, kredi kartı ekstrelerine kazırken siz eski usule geri dönün dağlara olmasada sevgiliniz için bir fidan dikip, büyütüp adınızı ağaçlara kazıyın 🙂

 

Son olarak da özel günlerde harcayacağınız paralar ile “Dünya’ya bir damla hayat” projesi gibi veya aklınıza dünya görüşünüze uygun gerçekten yerine ulaşacak başka bir stk’ya yardım edebilir, ihtiyacı olan insanların hayatlarında fark yaratabilirsiniz.

Afrikada bir ülke olan BURKİNA FASO Başkent Ouagadougou’ya 20 km mesafede bulunan Nooghin kasabasının nüfusu yaklaşık 10.000 kişidir. Halkın % 60’ı Müslüman olup toplam nüfusun % 99’u fakirlik seviyesindedir. Kasabaya en yakın su kaynağı 4 km mesafededir. Kasaba halkı su ihtiyacını karşılamak için bu yolu yürümek zorundadır. Burada yaptırılacak bir su kuyusunun maliyeti ise 5.000 € ( 19.000.- ₺ ) dir. Yani sevgili dostlar işin özü lüks otellerde, lüks yemekler, hediyeler ile sevginizi kutlamak yerine bir yerlerde birilerinin hayatına faydalı olabilirsiniz. Seçim tamamen size ait 😉

Askerimizin Afrin’de savaştığı, canlarını kanlarını sakınmadan siper ettiği bu kritik günlerde bir azizin doğum gününü kutlamak yerine, sevgilinize hediye almak için ayırdığınız paranızı Mehmetçik Vakfına gönderebilir ya da daha basiti telefonunuzdan “Mehmetçik” yazıp 2582 yazarak Mehmetçik Vakfına 10 TL bağışta bulunabilirsiniz. Seçim tamamen sizin 😉

Not: Illa sevgililer gününü kutlamak isteyenler Mevlâna’nın ölüm yıldönümünde kutlayabilirsiniz. Zira sevginin bir günü olmaz…

Sessizlikte Diyalog

Çok şükür ki sağlıklıyım, sağlıklısın, sağlıklıyız. Fakat ya bir gün işler tersine döner ve bir kaza sonucu engelli olursam, olursak ve ya olursak ne hissedersin sevgili dostum ? İşte, bu sorunun cevabını öğrenmek  ve engelli kardeşlerimiz ile empati kurabilmek için Turkcell Diyalog Müzesi seni bekliyor.

İster Karanlıkta Diyalog ile görme engellileri istersen de Sessizlikte Diyalog ile 1 saat boyunca işitme engelliler ile empati kurabilir, onların hayatında ki zorlukların bir bölümünü anlayabilirsiniz.

Ben öncelikle Sessizlikte Diyalog sergisine katıldım. Ancak yakın zamanda Karanlıkta Diyaloga katılmak içinde fırsat kolluyorum 🙂

İşitme engelli bir rehber eşliğinde, kulağımıza taktığımız ve ses geçirmeyen özel kullaklıklar ile 1 saat boyunca Sessizlikte Diyalog sergisinde ses çıkarmadan sadece yüz mimiklerimiz ve beden dilimiz ile kendimizi ifade etmeye çalıştık. İnsanın görüp, duyup, anlayıp, kendini ifade edememesi, karşısında ki kişiye aklındakileri aktaramaması o kadar zor bir olay ki etkinlikten sonra derin bir “vay anasına” diyebilirsiniz.

Sergi içerisinde kurulan özel oyun alanlarında ki oyunlar ile hem kendinizi hem de karşınızda ki diğer katılımcılara kendinizi sözsüz ifade etmeniz gerekiyor. Ve etkinlik bitince anlıyoruz ki bizim için gürültü olan sesleri işitme engelliler duymak için can atıyor. Kısacası normal bir insan iseniz eğer, etkinlik bitiminde bir aydınlanma ve hayata farklı bakma ihtimaliniz çok yüksek 🙂

Görebildiklerimizin ve duyabildiklerimizin ötesindeki hayatı keşfetmek için herkesi Turkcell Diyalog Müzesi’nde ki #KaranlıktaDiyalog ve #SessizlikteDiyaloga gitmeye davet ediyorum. Unutmayalım her sağlıklı birey, bir engelli adayıdır…

Son olarak beni bu konuda aydınlatan ve bilet alarak beni bu etkinliğe götüren sevgili minnoşum Gözde Erdağ‘ya teşekkür ederim. Gelecek senin gibi bilinçli ve duyarlı gençler ile güzel olacak minnoşum 😉

Ocak Ayında Okuduklarım (2017)

Sevgili Dostlar ve tüm kitapseverler,

2017 yılında toplamda 74 kitap okuma hedefimi (Bakınız: Meydan Okuyorum: 2017 Yılında Benimle Kitap Okumaya Var mısın?)  gerçekleştirmek için elimden geldiğince bulduğum her uygun vakitte kitap okumaya çalışıyorum. Bununla birlikte benimle beraber bu kitap okuma kampanyasına katılan tüm gönüllü ve gönlü zengin arkadaşlarıma kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum 🙂

Bu güzel projenin bir sonraki adımı olarak her ay okuduğum kitapların listesini ve kitaplarla ilgili kişisel yorumumu sizlerle paylaşacağım. Umarım bu kişisel değerlendirmeler tüm kitap dostlarına faydalı olur.

Kitabın Adı: Büyü Dükkanı’nda İki Çınar

Okunan Kitap Sayısı : 01

Kitabın Yazarı: Yeşim Türköz

Kitabın Türü : Hikaye

Yayınevi : Epsilon Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 237

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 02.01.2017 – 03.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 10 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Birincisini keyifle okuduğum bu kitabın ikinciside Büyü Dükkanın da ki satıcınında ruhunun derinliklerine inmek, onun içsel yolculuğunu yapmak çok keyifli idi. Okuyucu olarak kitabı okurken çok keyif aldım.

Kitabın Adı: İki Limon Satsam Daha İyi

Okunan Kitap Sayısı : 02

Kitabın Yazarı: Nurdan Tümbek Tekeoğlu

Kitabın Türü : Kişisel Gelişim

Yayınevi : Destek Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 224

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 05.01.2017 – 07.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 3 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Büyük bir heves ile başlayıp, zorla bitirebildiğim bir kitap. 230 sayfalık kitabın yarısında yazar Avusturya lisesi ve Boğaziçi mezunu olmanın ayrıcalığını o kadar çoook değinmiş ki okuyucu olarak bayılmadan bu kitabı bitirebildiğime dua ediyorum…

Kitabın Adı: Adem ile Havva’nın Güncesi

Okunan Kitap Sayısı : 03

Kitabın Yazarı: Mark Twain

Kitabın Türü : Hikaye

Yayınevi : Can Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 165

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 15.01.2017 – 16.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 5 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Adem ile Havva’nın günlükleri ile başlayan birkaç farklı hikaye ile devam eden fantastik roman tadında bir kitap.

Kitabın Adı: Küçük Yeşil Affediş Kitabı

Okunan Kitap Sayısı : 04

Kitabın Yazarı: Nil Gün

Kitabın Türü : Kişisel Gelişim

Yayınevi : Kuraldışı Yayınları

Kitabın Sayfa Sayısı : 128

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 16.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 8 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Affetmenin insan ruhunu nasıl özgürleştirdiğini ve hem kendimi hem de diğer insanları nasıl affedeceğimizi anlatan bir nefeste okuyabileceğiniz güzel bir kitap.

Kitabın Adı: Muhsin Yazıcıoğlu Adam Gibi Adam

Okunan Kitap Sayısı : 05

Kitabın Yazarı: Selim Çoraklı

Kitabın Türü : Otobiyografi – Siyaset

Yayınevi : Popüler Yayınları

Kitabın Sayfa Sayısı : 400

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 16.01.2017 – 28.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 7 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Kitap çok güzel yalnız 7. bölüm Muhsin reisin ardından yazılanlar bölümü çok uzun tutulmuş. Onun dışında ki bölümler bir solukta okunabiliyor.

Kitabın Adı: Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı

Okunan Kitap Sayısı : 06

Kitabın Yazarı: Ahmet Şerif İzgören

Kitabın Türü : Kişisel Gelişim

Yayınevi : Elma Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 172

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 18.01.2017 – 20.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 7 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Kitap bir solukta okunuyor. Kitabı okurken sık sık gülümseyebilirsiniz. Hatta kitabı okurken gerçekten de öyle şeklinde kendi kendinize yorum bile yapabilirsiniz.

Kitabın Adı: AZ

Okunan Kitap Sayısı : 07

Kitabın Yazarı: Hakan Günday

Kitabın Türü : Roman

Yayınevi : Doğan Kitap

Kitabın Sayfa Sayısı : 355

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 27.01.2017 – 28.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 2 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Kitabın dili akıcı ama bu kadar baskısı yapılmış bir kitaba göre kurgusu ve içeriği çok kötü. Müslümanlara karşı bir önyargı ve inançlı insanların gerçekte farklı bir hayatı varmış gibi özellikle buna vurgu yapılmış bir kitap. Bir okuyucu olarak okurken rahatsız oldum ve kesinlikle beğenmedim.

Kitabın Adı: Küçük Pembe Mutluluk Kitabı

Okunan Kitap Sayısı : 08

Kitabın Yazarı: Nilgün

Kitabın Türü : Kişisel Gelişim

Yayınevi : Kuraldışı Yayınları

Kitabın Sayfa Sayısı : 224

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 28.01.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 8 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Mutlu olmanın aslında ne kadarda basit olduğu ve nefes almak kadar doğal olduğu üzerine bir kitap. İçerisindeki kısa hikayeler ile kitabı bir solukta okuyabilirsiniz.

Meydan Okuyorum: 2017 Yılında Benimle Kitap Okumaya Var mısın?

handan-erdag-82-benimle-kitap-okumaya-var-misin

Selamlar Sevgili Kitap Okumayı Seven Okuyucular,

2016 yılının sonuna üç kala, sıfır kilometre 2017 yılına girmeye hazırlanırken birçoğumuz yeni yıl hedeflerimizi ve yeni yılda kendimiz için yapacaklarımızı zihnimizde listeliyoruz. İşte tam bu listeleri yaparken, bilgisini ve bitmeyen öğrenme sevgisini takdir ettiğim Mustafa Genç ile tüm kitapseverlerin ilgisini çekecek bir iddiaya girdik. Bu iddia ikimizin arasında kalmasın hem etrafımızda ki insanlar hem de diğer kitap severlerde katılsın diye bu iddiayı online bir ortama, web siteme taşımaya karar verdim.

s-327821e34b051d8daf7463661b3b3141dadbccd7

Şimdi sıkı durun sevgili okuyucular; işte beni ve çevremdeki insanları heyecanlandıran iddiamız; 2017 yılında okuyacağımız toplam kitap sayısı. Burada önemli olan öncelikle kendimiz ile yarışmak ve 2016 yılında okuduğumuz kitap sayısını arttırabilmek. Tabi benim ilk başta amacım Mustafa Genç‘ten fazla okumak idi 🙂 Ama facebookta bu durumu paylaştığımda gelen tepkilerden insanlarında bu yarışa katılmaya istekli olduklarını gördüm. O yüzden bu yazıyı paylaşma gereği duydum ki isteyen herkes iddiamıza ortak olsun.

Amacımız laf olsun, torba dolsun, sayı artsın diye değil kendimiz için 2017 yılında güzel bir şeyler yapabilmek. İddia kapsamında okuyucuların okuduğunu iddia ettiği her kitap için ben ve iddiaya katılan herkes okuyucunun sözüne güvenecek. Söz namustur, söz şereftir sözlerine tüm kalbimle inanan bir insan olarak bu iddia da herkesin sözünü doğru kabul edeceğim 🙂  Sonuçta bu iddia ile okuyacağınız her kitap ile siz kendinize yatırım yapmış olacaksınız. Dolayısıyla bizi kandırmanın size ve etrafınıza hiç bir faydası olmayacak.

s-ed4913c1e600175d844eadfa7f36f8e8bab313b2

İddiaya katılan her okuyucu okuduğu her bir kitap için aşağıdaki şekilde bir künye hazırlayacak:

  • Kitabın Adı : X kitap
  • Kitabın Yazarı : Y
  • Kitabın Sayfa Sayısı : xxx
  • Kitap Başlangıç Tarihi : xx/xx/xxxx
  • Kitap Bitiş Tarihi : xx/xx/xxxx
  • Okuyucu Değerlendirmesi : Okuduğunuz kitap ile ilgili bir iki cümlelik okuyucu yorumu.

İddiaya katılanlar makalenin sonunda ki excel dosyasını indirerek ilgili bölümleri doldurup handanerdag@handanerdag.com ve mustafa.genc.insaat@gmail.com adreslerine mail atabilirsiniz.

 

İddiaya Katılanlar

  1. Metin Yılmaz : 200 Kitap
  2. Özge Ata : 160 Kitap
  3. Zibet Gedik : 150 Kitap
  4. Sylap Hudayberen : 126 Kitap
  5. Adar Çelik : 120 Kitap
  6. Fatih Gürel : 120 Kitap
  7. Berika Baykan : 105 Kitap
  8. Nevzat Erdağ : 101 Kitap
  9. Aslı Sevinçler : 100 Kitap
  10. Gülsüm Güçlüer : 100 Kitap
  11. Nilüfer Özdemir Yücel : 100 Kitap
  12. Sena Köse : 100 Kitap
  13. Rahime Ayyıldız : 100 Kitap
  14. Fadile Uluca : 100 Kitap
  15. Adile Uluca : 100 Kitap
  16. Ensar Genç : 100 Kitap
  17. Seda Cömertpay : 80 Kitap
  18. Dicle Gürses : 80 Kitap
  19. Fırat Sayın : 75 Kitap
  20. Hatice Durucan Yazan : 75 Kitap
  21. Handan Erdağ : 74 Kitap
  22. Mustafa Genç : 72 Kitap
  23. Betül Ertaş : 60 Kitap
  24. Seda Seven : 54 Kitap
  25. Bilal Arucu : 52 Kitap
  26. Hüsna Atasoy : 52 Kitap
  27. Duru Dinçol : 50 Kitap
  28. Emrah Tan : 50 Kitap
  29. Sağre Çukur : 50 Kitap
  30. Ilknur Kılıç : 50 Kitap
  31. Nesrin Gedik Özer : 50 Kitap
  32. Tuğba Üreme : 50 Kitap
  33. Merve Kasapoğlu : 50 Kitap
  34. Aysun Şenkaya : 45 Kitap
  35. Fatma Yıldırım : 45 Kitap
  36. Gözde Erdağ : 40 Kitap
  37. Sinan Güner : 36 Kitap
  38. Hüsniye Rüveyda Tosun : 30 Kitap
  39. Kader Arucu : 30 Kitap
  40. Kubilay Aydoğdu : 30 Kitap
  41. Seçil Erdağ : 24 Kitap
  42. Emirhan Köse : 20 Kitap
  43. Doğukan Temiz : 20 Kitap
  44. Rümeysa Özbek : 20 Kitap
  45. Mehmet Turac : 16 Kitap
  46. Sinem Şimşek : 15 Kitap
  47. Namenur İbiş : 15 Kitap
  48. Zeynep Arıcı : 15 Kitap
  49. Eylem Taş : 15 Kitap
  50. Canan Telli : 15 Kitap
  51. Nazmiye Kınay : 13 Kitap
  52. Oğuzhan Taşdemir : 12 Kitap
  53. Sevda Köse : 12 Kitap
  54. Halit Çalışkan : 12 Kitap
  55. Erkan Altun : 12 Kitap
  56. Ayşe Çetin : 12 Kitap
  57. Nurten Erdağ : 10 Kitap
  58. Arzu Polat : 10 Kitap
  59. Faruk Yaşar : 10 Kitap
  60. Kübra Baykan : 10 Kitap
  61. Özkan Türk : 10 Kitap
  62. Mine Demircan : 10 Kitap
  63. Nuray Kara : 10 Kitap
  64. Muhammed Eren Basut : 10 Kitap

İddia Sonucu

2017 yılında okumayı iddia ettikleri kitap sayısına ya da üstüne çıkabilen okuyucuya güzel bir süpriz hediyem olacak 🙂 Eğer iddiayı ben kazanırsam da iddiaya katılan herkesden bana süpriz hediye yollamalarını rica ederim 😛 ( bu tabi ki şaka:D )

image-1448114464828424343

Hadi bakalım iyi olan kazansın… Ve 2017 yılı hepimiz için boool okumalı bir yıl olsun 🙂

Takip Çizelgesi: 2017 Yılında En Çok Kitabı Okuma Etkinliği Takip Çizelgesi

Dağ 2: İsimsiz Kahramanlar Bordo Bereliler

handan-erdag-81-dag2-filmi

Alper Çağlar’ın yazıp yönettiği ve başrollerini Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Murat Serezli ve Ahu Türkpençe’nin üstlendiği Dağ 2 filmi bana göre, herkesin izlemesi gereken Türk sinemasının en başarılı eserlerinden biri. Film gösteriminde konuşma yapan Alper Çağlar “Bu filmle ilgili söylenecek her şey, filmin öyküsünün içinde. Askerliğin doğası, kardeşlik ve bu zor hayatın bedellerini gerçekçi bir şekilde size yansıtmaya çalıştık. Türk Silahlı Kuvvetleri ve tüm fedakar askerlerine, çilekeş ekibime ve destek veren tüm Dağ serisi hayranlarına saygı, sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum” açıklamasını yapmış. İzleyici olarak bizde bu kadar kaliteli senaryo, kurgu ve çekim gerçekleştirdiği ve Türk askerini bu kadar güzel anlattığı için kendisine canı gönülden teşekkür ediyoruz.

dagii_e674

Devam filmi olmakla birlikte izleyicilerine bağımsız bir hikayeyi konu eden Dağ 2’de sınır ötesi gizli operasyonlara gönderilen yedi kişilik bir timin, “Fırtına Getiren”in öyküsü anlatılıyor. Yıllarca anti-militarist yazılar yazan, bazen idealizmi ve inadı yüzünden polemiklere giren zeki, birikimli saha gazetecisi Ceyda Balabanı kurtarmak için yapılan gizli, sınır ötesi operasyon ile film başlıyor. Filmde iki can dost askerin (Oğuz ve Bekir’in) ilk saha görevine gittikleri Irak’ta 7 bordo bereli olarak, ölümle dansını ve meydan okumasını izliyoruz.

dag4

Bu Filmi Neden İzlemelisiniz?

Filmi izlemek için bir çok sebep var. Ancak bana göre en önemlisi bu film Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteğiyle çekilen bir film ve TSK bir filmi destekliyorsa Türk seyircisi olarak bize düşen görev o filmi izlemektir.

Gözünü kırpmadan canını feda eden  isimsiz kahramanlarımız için Türk sineması bu ve bunun benzeri filmler yapmalı; yapmalı ki Türk halkı olarak bizim için yapılan fedakarlıkları filmlerde dahi olsa görüp, bilmeliyiz. Yıllarca Hollywood filmlerinde gösterilen kahraman Amerikan askeri (!) tek başına bir orduyu alt edip her seferinde önce Amerikalıları sonra da dünyayı kurtarırken ve bu birbirinin benzeri uyduruk senaryolar ile algı yönetimi yaparken; biz gerçekten özel olan insanların, zorlu bir eğitim sürecinden geçip, özel eğitimler ile neler yapabildiğini görmeliyiz.

Bu filmi defalarca ama defalarca izlemeliyiz. Çünkü 15 Temmuz 2016 darbesi ile en büyük darbeyi alan Türk Silahlı Kuvvetleri, içinden çıkan bir avuç haine rağmen özünde yer alan, ölüme her gün her an meydan okuyan, bizler gibi klavye başında delikanlılık değil dağ başında delikanlılık yapan gerçek vatansever ve kahramanlarını öğrenmek için izlemeliyiz.

Bu filmi izlemeliyiz. Çünkü ne kadar yetenekli olursa olsun askerinde senin, benim gibi insan olduğunu, robot olmadığını duyguları olduğunu hissetmek için izlemeliyiz. Askerin tek görevinin emir almak olduğunu düşünen, halbuki askerin o emri kendisini düşündüğü için değil emrindeki ya da üstündeki askerlerin güvenliği için o emre itaat ettiğini anlamak için bu filmi izlemeliyiz.

dag3

Film İle İlgili Bilinmesi Gerekenler

Filmde gerçek mekanlar ve gerçek silahlar kullanılmış. “Fırtına Getiren” üyelerinin kullandıkları teçhizatın bir kısmı film için Türkiye’de özel olarak üretilmiş. Timin kullandığı kurşun geçirmez yelekler gerçeğine uygun ebatlarda tasarlanıp ve üretilmiş.

Filmde özellikle final sahnesinde kullanılan tank, gece gündüz süren çalışmalarla 3 ay içinde sıfırdan imal edilmiş.

Çekimler sırasında yaklaşık 7 bin manevra mermisi kullanılırken, çekimlerde kullanılan silah ve mühimmatın tamamına yakını Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) tarafından sağlanmış.

Filmde ayrıca Türk yapımı, gurur kaynağı gerçek BORA 12 keskin nişancı tüfeği ve gerçek bir UTS-15 shot gun da kullanılmış. Bir Sikorksy S70 askeri helikopterin uçurulduğu Dağ 2’de üç T-155 FIRTINA OBÜS’ü kullanıldı ve T-155’lerle manevra atışı gerçekleştirilmiş.

Türk Sinema tarihinde karargâh dışında gerçek taarruz tüfeği kullanılan ilk ve tek filmi DAĞ II. Çekimlere 1 hafta kala bile milli tüfek izinlerinin verilmesi meçhuldu. Yönetmen filmi tehlikeye atma uğruna filmdeki bordo berelilerin tüfeklerinin Amerikan veya Rus malı olmasına hayır dedi.

Filmin  birçok sahnesinde figüran olarak görev alan  komandolardan iki yiğit askerimiz bu film vizyona girmeden görev başında iken şehit oldu.

‘Dağ 2’ filminde öyküsü anlatılan ‘Fırtına Getiren’ timinin askerlerini canlandıran oyuncular, Eğirdir Dağ Komando Okulu’nda çekilen Özel Kuvvetler komando sahneleri için gerçek eğitim parkurlarında 3 ay boyunca kondisyon ve operasyonel teknikler konusunda özel olarak çalışmışlar.

Oyuncular, dünyanın en yüksek eğitim kulelerinden biri olarak bilinen, 76 metrelik Eğirdir Dağ Komando Okulu iniş kulesinden, gerçek bir komando gibi geri iniş gerçekleştirdi ve Atlas Kulelerinden elleri bağlı olarak göle atladı.

Özel Kuvvetler personellerinin sınır ötesi operasyonda taşıdığı yükü, tüm sahnelerde taşıyan oyuncular, ‘Ankara Erler Özel Hava Alayı’ üssünde gerçekleştirilen harekat sahnesi için Özel Kuvvetler tarafından tedarik edilen HALO paraşüt atlayış ekipmanları dahil 22 kilogramlık ekipman ve 15 kilogramlık savaş teçhizatlarını gün boyu üzerinde taşıdı.

Oyuncuların aldıkları tüm bu ağır eğitimin için tek sebebi ise;  “Her daim felsefemiz, oyuncuların ızdırap çekmeleriydi. Bordo Bereli oynamak bile kolay olmamalı.”  filmin sitesinde yer alan  yapımcıların açıklaması.

dag5

Henüz izleyemeyen ve ya merak edenler için Dağ 2 filminin fragmanı

dusmanlarimiz-catlasin

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.