En Taze Makaleler

Yearly Archives: 2017

Ayrılık Tiyatro Oyunu

Ayrılık Oyununun Künyesi:
Yazan: Behiç Ak
Yöneten: Prof. Dr. Semih Çelenk
Oynayan: Sevinç Erbulak ve Fırat Tanış

Oyunun Konusu:

“Ayrılık“, Behiç Ak’ın bir yıl önce ayrılmış bir çiftin bir yıl aradan sonra bir araya gelmesiyle giriştikleri evlilik ve ayrılık süreçlerinin ironik ve gülmeceyle yüklü bir sorgulaması…  Prof Dr. Semih Çelenk’in rejisiyle, “Ayrılık” ikili hayata ilişkin, budalalıklarımıza, sevimliliklerimize ilişkin eğlenceli ve sıcak bir güldürü. Her an’ı birilerimizin hayatında yaşadığı anlarla örtüşüveriyor. Sahnedeki insan/ insanlar bize bir anda çok tanıdık geliveriyor. Ama sonra biz bu hataları hiç yapmamışız, yapmazmışız gibi oluyor. Onların budalalıklarına, şaşkınlıklarına gülüyoruz. Sevinç Erbulak ve Fırat Tanış’ın görkemli oyunculuğuyla, oyun bir komedi fırtınasına dönüşüyor.

Kişisel Değerlendirmem:

Ayrılık, hepimizin bildiği ve tanıdığı bir hikaye. Severek evlenip sonra bir şekilde ayrılan ve ayrıldıktan sonra tekrar bir araya gelip, ilişkilerini sorgulayan bir nevi geçmişin muhasebesini yapan bir çiftin hikayesi. Sevinç Erbulak ve Fırat Tanış’ın oyunculuğu ile oyun ayrı bir güzel olmuş.

Tek perdelik oyunda konu biraz fazla yüzeysel anlatılmış. İzlerken tiyatro oyunundan çok tv dizisi izler gibi hissedebilirsiniz. Seyircinin güleceği kesin bingo espriler eklenmiş. Oyunda seyirciyi şaşırtan bir hamle yok. Oyun başlangıcından bitişine kadar aynı seyirde ilerliyor. Sıkıcı bir oyun değil ancak kurgu da oynamalar yapılarak oyun daha ilgi çekici bir hale getirilebilir.

Kıraç Konserine Gitmek Ya Da Gitmemek !

18 Mart Çanakkale’nin Zaferinde Kıraç konserini izlemek ve eğlenmek için Anadolu yakasında Beyruta gittik. 21.30 da başlayacak olan konser için kontrol ve giriş işlemlerinin yapılabilmesi için bir saat de biz erkenden gittik. Yani anlayacağınız biz saat 20.15 ‘te Beyrut Sahnede yerimizi aldık. Maalesef ki bizim gösterdiğimiz duyarlılığı Kıraç göstermedi ve sahneye 22.50 de yani on bire on kala çıktı. Bununla birlikte yaşanan gecikme ile ilgili ne bir özür ne de bir açıklama yaptı.

Kişisel olarak Kıraç’ın sesini beğenmeme rağmen yaptığı bu tavırdan dolayı bir daha ne konserine gitmeyi ne de albümlerini satın almayı düşünmüyorum. Seyirci olarak biz vaktinde orada olup zamanımızı ve paramızı harcarken, bir açıklama yapıp özür dileme nezaketini bile göstermeyen Kıraç’ı kınıyorum. Saatlerce sahneye çıkmasını bekledikten sonra özür dilememesi ve herhangi bir açıklama yapmaması nedeniyle de verdiği ilk arada konserden çıktık.

Sanatçı; yeteneği, tavrı, hareketleri ve karakteri ile bir bütündür. Sadece sesinin güzel olması ile kimse sanatçı olmaz. Sevgili dostlar seyircisine saygısı olmayan kimseye prim yaptırmayın ve onları sanatçı statüsüne koymayın. Kıraç yaptığı bu davranış ile benim gözümde sanatçılıktan şarkıcılığa düştü. Size de tavsiyem herkese hakettiği kadar değer verin…

Shirley Tiyatro Oyunu

Shirley Oyununun Künyesi:
Yazan: Willy Russel
Yöneten / Oynayan: Sumru Yavrucuk
Vokal: Selmin Artemiz
Dekor Tasarım: Nurdan Aliyazıcıoğlu
Işık Tasarım: Yakup Çartık
Prodüksiyon: Tebdil-i Mekan / Özkaya Yapım

Oyunun Konusu:

Günlük hayatının sıkıcılığı içinde kaybolmuş ve birçok kadın gibi artık hayallerini bile unutmuş olan Shirley Valentine’nin öyküsü… Komik ve eğlenceli bir kendini keşfediş hikayesi olan ‘Shirley’, başarılı oyuncu Sumru Yavrucuk’un yorumuyla hayat buluyor.

Kişisel Değerlendirmem:

Willy Russell’ın Shirley Valentine adlı oyunundan ‘Shirley’ ismiyle Türkçe’ye uyarlanan oyunu konusu ile o kadar içimizden ve anlattığı hikaye ile o kadar bildiğimiz bir hikaye ki izlerken Shirley karakteri ile Sumru Yavrucuk‘u değilde 40 yıllık tanıdığımız birini dinliyor gibiyiz. Sumru Yavrucuk tek kişilik dev performansı ile sahneyi doldurmak ile kalmadı tüm katılımcılara zamanı unutturdu. Sumru Yavrucuk yüksek enerjisi ile sahnede her anlattığı karaktere bürünerek bizlere kahkahalar arttırdı 🙂

Bu oyunda kırklı yaşlarında bir kadının monoton hayatını ve toplum baskısı ile mücadelesini 90 dakika boyunca keyifle izleyebilirsiniz. Bir kadının iç dünyasını ve gerçekte olanla olmak istediği, yapmak istediği arasında ki farka şahit olabilirsiniz. Ben oyundan inanılmaz bir keyif aldım ve herkesinde Sumru Yavrucuk’un olağanüstü performansı ile sergilediği bu keyifli oyunu izlemesini tavsiye ederim.

Şubat Ayında Okuduklarım (2017)

2017 yılında hedeflediğim kitap okuma sayısına ulaşmak için son sürat okumaya devam ediyorum. Ancak hedefime giden yolda gözüm enfeksiyon kaptığı için minik bir mola vermek zorunda kaldım. Gözüm normale dönene kadar okumalarımı durdurdum. Bu durduma işlemi ile beraber tıpkı bir eroin bağımlısının yokluk krizine girmesi gibi kendimi krizlerde hissediyorum. Kendimi sık sık online kitap satan sitelerde en son çıkanlara bakarken buluyorum 🙂 Ağzım değil gözlerim sulanarak son çıkanlara bakıp, hepsini alıp okumak için delice bir duygu duyuyorum. Ve tüm bu belirtilerden anlıyorum ki ben umutsuz bir şekilde kitap okuma bağımlısıyım. Yaşasın tüm kitapseverler, kitap yazarlar, kitap okurlar 🙂

Her şeye rağmen Şubat ayında 5 şahane kitap okudum. Okuduklarım ile ilgili kişisel yorumlarımı okumak isterseniz de buyrun okuyun dostlar 😉

Kitabın Adı: 40’ının da Kulpu Kırık 40 Türk

Okunan Kitap Sayısı : 09

Kitabın Yazarı: Ahmet Şerif İzgören

Kitabın Türü : Mizah Romanı

Yayınevi : İzgören Akademi

Kitabın Sayfa Sayısı : 192

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 10.02.2017 – 11.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 5 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Yazarın kalemi sağlam ve akıcı yazıyor. Ancak kitap içerisinde ki bazı bölümler biraz zorlama olmuş gibi. Kendimiz ile dalga geçebilmemiz güzel ama bunun yanında iyi yanlarımızdan da bahsedip teraziyi dengede tutabilirdi. Vakit geçirmek için okunabilecek eğlenceli bir kitap.

Kitabın Adı: Küçük Renkli Dilek Kitabı

Okunan Kitap Sayısı : 10

Kitabın Yazarı : Nil Gün

Kitabın Türü : Kişisel Gelişim

Yayınevi : Kuraldışı Yayınları

Kitabın Sayfa Sayısı : 144

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 13.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 5 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş mantığını ince ince masaya yatırıp, doğru afirmasyonlar ile isteğine ulaşmanın anahtarını bu kitapta bulabilirsiniz. Keyifli bir kitap.

Kitabın Adı: Bir Türk Casusunun Mektupları

Okunan Kitap Sayısı : 11

Kitabın Yazarı: Aytunç Altındal 

Kitabın Türü : Araştırma Tarih -Türkiye Politikası

Yayınevi : Alfa Yayıncılık

Kitabın Sayfa Sayısı : 146

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 14.02.2017 – 16.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 8 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Son zamanlarda okuduğum ve anlamakta zorlandığım tek kitap. Kitapta anlamını bilmediğim terimler ve kavramlar vardı. Ancak aynı sayfaları tekrar tekrar okumama rağmen kitaptan çok fazla bilgi aldım. 2. – 3. kez okunması ve verilen bilgilerin sindirilmesi gereken bir kitap

Kitabın Adı: Saraydaki Casus/ Gizli Belgelerle Abdülhamid Devri ve İngiliz Ajanı Yahudi: Vambery

Okunan Kitap Sayısı : 12

Kitabın Yazarı: Mim Kemal Öke

Kitabın Türü : Osmanlı Tarihi

Yayınevi : İrfan Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 296

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 18.02.2017 – 24.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 8 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : Kitap çok akıcı ve merak uyandırıcı. Kitabı okurken kendinizi Vambery’nin yerine koyuyorsunuz. Abdülhamit devrini, padişahın tutumunu ve kararlarını başka bir bakış açısı ile okuyorsunuz.

Kitabın Adı: Yönetimde 32 Altın Kural

Okunan Kitap Sayısı : 13

Kitabın Yazarı: Richard R. Conarroe

Kitabın Türü : İş Dünyası – İnsan Kaynakları

Yayınevi : İlgi Yayınevi

Kitabın Sayfa Sayısı : 198

Kitap Başlangıç – Bitiş Tarihi : 21.02.2017 – 22.02.2017

Kişisel Puanlama ( 10 Üzerinden) : 6 Yıldız

Kişisel Değerlendirme : İş dünyası ile ilgili çoğumuzun bildiği ama düzenli uygulamadığı davranışların önemini ve küçük davranışlarla iş dünyasında nerelere gelebileceğimizi anlatan bir kitap

Alevli Günler Tiyatro Oyunu

Alevli Günler Oyununun Künyesi:
Yazan: Irmak Bahçeci
Yöneten: Yıldıray Şahinler
Dekor – Kostüm: Barış Dinçel
Işık Tasarım – Uygulama: Efe Sümer
Oyuncular: Cem Davran, Erkan Can, Yıldıray Şahinler, Bahtiyar Engin, Selin Yeninci
Yönetmen Yrd.: Özge Çatıkkaş, Tuğçe Kıltaç
Dekor Uygulama: Muhammet Topraktepe, Mustafa Topraktepe
Görsel Tasarı: Emre Erdem

Oyunun Konusu:

Çocukluğundan beri ayrılmamış üç arkadaş, biri mahallenin kasabı, biri muhasebeci, biri de Türk kültürü profesörü olmuş üç kafadar arkadaş. İçlerinden biri lenf kanseri olunca, inançları gereği öldükten sonra yakılmak ister ve farklı olana yaşam hakkı vermeyen düzenle karşı karşıya gelirler. Başvurdukları her yerde başka komediler yaşar, her türden anlaşmazlık ve anlayışsızlıklarla karşılaşırlar. Bize çağdaş bir “Yaşar-yaşamaz” hikayesi sunarlar. 

Kişisel Değerlendirmem:

Oyun süresince şaman inancına sahip olan profesörün, inancı gereği öldükten sonra yakılmak istemesini tek tek diyanete, nüfus müdürlüğüne, avukata, mahkemeye sabırla anlatmasını ve bu traji komik olayın aslında sistemimizde ki eksikleri espri ile anlatmasını soluksuz izledim.

İki perde şeklinde sergilenen oyunda hem oyuncuların üstün performansları hem de fondaki müziklerle sürenin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Oyun hem çok akıcı hem de yerinde ve dozunda, hayatın içinden esprileri ile seyirciyi sonuna kadar zevkle kendini izlettiriyor.

Oyunu çok beğendim ve tüm tiyatro severlerin bu oyunu izlemesini şiddetle tavsiye ederim 🙂

Niyet Ettim Sevgililer Gününü Boykot Etmeye

Sevgili dostlar, romalılar, vatandaşlar, yurttaşlar, arkadaşlar, kardeşler durun ve kapitalist sistemin sadece tüketimi arttırmak için tüm Dünya’da bizlere dayattığı sevgililer gününü kutlama geleneğini boykot edin. Zira hiç bir insanın birbirine duyduğu sevgi bir güne sığdıracak kadar yüzeysel olamaz.

Ben sevgililer gününü kutlamıyorum, hiçbir zaman da kutlamayı düşünmüyorum. Çünkü; sevgililer günü yani Valentine’s day Katolik kilisesi tarafından ortaya çıkarılan, #Valentine ismindeki bir din adamının ölüm yıl dönümünün ilan edilip, her yıl 14 şubatta anıldığı bir gündür. Hatta bu sebeple bazı toplumlarda bugün “Aziz Valentin Günü” olarak bilinir. İslamfobik dünyada, Müslümanlar ile terör kelimelerini bağdaştıranlar, iş tüketmeye gelince ürün satmaya ilk müslüman ülkelerden başlıyor. Günün gerçek anlamını anlamadan sadece sevgililer günü diyerek; müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar. Lütfen bilinçlenelim ve etrafimızı bilinçlendirelim.

Kapitalist sistemin tüketimi arttırmak için bizi zorlamasına izin vermeyelim. 7’den 70’e toplumun büyük bir bölümünün katıldığı bu tüketim çılğınlığına bizler ortak olmayalım. Aklıselim olan herkes biliyordur ki sevgililer, anneler, babalar, öğretmenler günü gibi özel günler, özel günden ziyade ekonomiyi canlandırmak adına düzenlenen ticari günlerdir. Kapitalist sistem kendi kendine uydurduğu bu özel günler ile tv’den, radyodan, internetten, sosyal medyadan ve tüm saldırabileceği alanlardan 7 / 24 bu günleri hatırlatarak, sözde kampanyanlar düzenleyerek 1.000 TL’lik bir yüzüğü sevgililer gününe özel 999 TL yaparak size hediye almanız gerektiğini zorla kafanıza vura vura bilinçaltınıza kazır.

Tüm Dünya’da özel günlerde (!) israfta sınır tanımadığımız, abarttığımız ve almazsam olmaz kültürü, toplumların zihnine algı yönlendirme tekniğiyle enjekte edilmiş bir kültürdür. Özel günlerde insanların kendilerini kaybederek çılgınlar gibi para harcamaları nedeniyle dünya giderek daha da bencilleşmektedir. Karşınızda ki insana aldığınız hediye sevginizin bedeliymiş gibi ya da diğer çiftler ile kendi hediyenizi kıyaslayarak anlamsız bir yarışa sokulduğunuz bu Bizans oyunlarına gelmeyin sevgili kardişlerim 😛

Sevgililer gününü kutlamadan önce gelin şu fani dünyaya ve dünya örgütlerinin resmi verilerine birlikte bakalım:

  • Dünyada, 800 milyon insan yetersiz beslenmekte, her gün 17 bini çocuk olmak üzere 25 bin kişi açlık ve açlığa bağlı sebeplerden ötürü ölmektedir. Her yıl 9 milyon insan açlıktan ölmektedir.
  • Dünyada her 40 saniyede bir kişi intihar etmektedir. İntihar girişimleri ise bu oranın 10-20 katı olarak ifade edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, bu intihar girişimlerinin % 45 i yokluk dolayısı ile olmaktadır,
  • Birleşmiş Milletlerin İnsani Gelişme Raporuna göre; Dünyada yaşayan 6 milyar insanın 2,8 milyarı günde 2 dolar, 1,2 milyarı ise, 1 dolara yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Diğer bir ifadeyle dünya nüfusun %67’si yoksuldur,
  • Bugün dünyada 1 milyara yakın insan açlık ve yetersiz beslenme tehdidinden doğrudan etkilenmektedir.
  • Her yıl 11 milyon çocuk açlığa bağlı sorunlardan dolayı beş yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir.
  • Ülkemizde nüfusun % 20‘si yeterli gıdaya ulaşamamaktadır. % 8,5‘i açlık sınırında yaşamaktadır.
Aynı şekilde Dünya’ya birde israf penceresinden bakacak olursak:

  • Her yıl satılan akıllı telefon sayısının ise 657 milyon ,
  • Geçen yıl 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Türkiye genelinde 17 – 20 milyon dal çiçek satıldığını
  • Geçen sene Sevgililer Günü’nde Türkiye kartlarla 8,3 milyar liralık alışveriş yapıldığını biliyor muydunuz!

Adostlar sevginin, sevilmenin bir günü zamanı olmaz. Hiç bir hediye bir gülümseme, tatlı bir söz ve ya bir bakışın yerini almaz. Seviyorsanız eğer ister sevgiliniz, eşiniz, anneniz, babanız, kardeşiniz olsun ister başka biri olsun sevginizi özel gün adı altında bu ticari günlerle ispatlamak yerine karşınızdaki kişiye saf ve temiz olan sevginizi hissettirmeyi deneyin. Her yıl milyonlarca insan, milyonlarca para ile sevgisini dağlara değil, kredi kartı ekstrelerine kazırken siz eski usule geri dönün dağlara olmasada sevgiliniz için bir fidan dikip, büyütüp adınızı ağaçlara kazıyın 🙂

 

Son olarak da özel günlerde harcayacağınız paralar ile “Dünya’ya bir damla hayat” projesi gibi veya aklınıza dünya görüşünüze uygun gerçekten yerine ulaşacak başka bir stk’ya yardım edebilir, ihtiyacı olan insanların hayatlarında fark yaratabilirsiniz.

Afrikada bir ülke olan BURKİNA FASO Başkent Ouagadougou’ya 20 km mesafede bulunan Nooghin kasabasının nüfusu yaklaşık 10.000 kişidir. Halkın % 60’ı Müslüman olup toplam nüfusun % 99’u fakirlik seviyesindedir. Kasabaya en yakın su kaynağı 4 km mesafededir. Kasaba halkı su ihtiyacını karşılamak için bu yolu yürümek zorundadır. Burada yaptırılacak bir su kuyusunun maliyeti ise 5.000 € ( 19.000.- ₺ ) dir. Yani sevgili dostlar işin özü lüks otellerde, lüks yemekler, hediyeler ile sevginizi kutlamak yerine bir yerlerde birilerinin hayatına faydalı olabilirsiniz. Seçim tamamen size ait 😉

Askerimizin Afrin’de savaştığı, canlarını kanlarını sakınmadan siper ettiği bu kritik günlerde bir azizin doğum gününü kutlamak yerine, sevgilinize hediye almak için ayırdığınız paranızı Mehmetçik Vakfına gönderebilir ya da daha basiti telefonunuzdan “Mehmetçik” yazıp 2582 yazarak Mehmetçik Vakfına 10 TL bağışta bulunabilirsiniz. Seçim tamamen sizin 😉

Not: Illa sevgililer gününü kutlamak isteyenler Mevlâna’nın ölüm yıldönümünde kutlayabilirsiniz. Zira sevginin bir günü olmaz…

Sessizlikte Diyalog

Çok şükür ki sağlıklıyım, sağlıklısın, sağlıklıyız. Fakat ya bir gün işler tersine döner ve bir kaza sonucu engelli olursam, olursak ve ya olursak ne hissedersin sevgili dostum ? İşte, bu sorunun cevabını öğrenmek  ve engelli kardeşlerimiz ile empati kurabilmek için Turkcell Diyalog Müzesi seni bekliyor.

İster Karanlıkta Diyalog ile görme engellileri istersen de Sessizlikte Diyalog ile 1 saat boyunca işitme engelliler ile empati kurabilir, onların hayatında ki zorlukların bir bölümünü anlayabilirsiniz.

Ben öncelikle Sessizlikte Diyalog sergisine katıldım. Ancak yakın zamanda Karanlıkta Diyaloga katılmak içinde fırsat kolluyorum 🙂

İşitme engelli bir rehber eşliğinde, kulağımıza taktığımız ve ses geçirmeyen özel kullaklıklar ile 1 saat boyunca Sessizlikte Diyalog sergisinde ses çıkarmadan sadece yüz mimiklerimiz ve beden dilimiz ile kendimizi ifade etmeye çalıştık. İnsanın görüp, duyup, anlayıp, kendini ifade edememesi, karşısında ki kişiye aklındakileri aktaramaması o kadar zor bir olay ki etkinlikten sonra derin bir “vay anasına” diyebilirsiniz.

Sergi içerisinde kurulan özel oyun alanlarında ki oyunlar ile hem kendinizi hem de karşınızda ki diğer katılımcılara kendinizi sözsüz ifade etmeniz gerekiyor. Ve etkinlik bitince anlıyoruz ki bizim için gürültü olan sesleri işitme engelliler duymak için can atıyor. Kısacası normal bir insan iseniz eğer, etkinlik bitiminde bir aydınlanma ve hayata farklı bakma ihtimaliniz çok yüksek 🙂

Görebildiklerimizin ve duyabildiklerimizin ötesindeki hayatı keşfetmek için herkesi Turkcell Diyalog Müzesi’nde ki #KaranlıktaDiyalog ve #SessizlikteDiyaloga gitmeye davet ediyorum. Unutmayalım her sağlıklı birey, bir engelli adayıdır…

Son olarak beni bu konuda aydınlatan ve bilet alarak beni bu etkinliğe götüren sevgili minnoşum Gözde Erdağ‘ya teşekkür ederim. Gelecek senin gibi bilinçli ve duyarlı gençler ile güzel olacak minnoşum 😉