En Taze Makaleler
Ana Sayfa / Laf Aramızda / Hişşş Ses Yapma, İntihar Eden Var !

Hişşş Ses Yapma, İntihar Eden Var !

handan-erdag-40-ses-yapma-intihar-var

Sosyal medyada günlerdir Mehmet Pişkin‘nin intihar etmeden önce çektiği veda videosu konuşulmaktadır. Bu üzücü olay ile ilgili şahsı tanıyan tanımayan herkes olay ile ilgili çeşitli yorumlar yaptı. Ancak ben burada yapılan eylemi ve bugün aramızda olmayan Mehmet Pişkin ile ilgili yorum yapmak yerine olaya üçüncü bir göz ile bakıp, değerlendirmek istiyorum.

Bundan bir kaç yıl önce çok sevdiğim ve çeşitli vesileler nedeni ile görüştüğüm bir çift vardı.  Maddi ve manevi birçok şeye sahip bu çift dışarıdan kusursuz görünüyorlardı. Ancak aralarında yaşadıkları sorunlar nedeni ile çift evliliklerinde kopma noktasına geldi. Ve bir gün ilişkilerine ara verdikleri bir dönemde, adam ilişkilerini kurtarmak için son kez eşini arayıp konuşmaya karar verdiğinde her şey değişti. İlişkilerini kurtarmak için masumca başlayan bu telefon konuşması bir süre sonra ilişkilerinde geri dönülemeyecek noktaya gelince, adam telefon konuşması devam ederken eline aldığı silahı ile eşine veda edip, kendini vurdu. Telefonun diğer ucunda eşinin de duyacağı bir şekilde hayata veda etti. Peki, sonra ne oldu?

Sonrasında eşi hem kendisi, hem de çocuğu için ayakta kalmaya ve hayat mücadelesi vermeye devam etti. Etraftaki meraklı bakışlar ve ağızlardan çıkan farklı yorumlara rağmen sessiz kalıp, akıllarındaki 1001 soruyu cevapsız bıraktı. Bir süre kendisinin ve çocuğunun iç huzuru için herkesten ve her şeyden uzaklaştı.

Bu olaydaki kişiler ile kan bağım olmamasına rağmen bu trajedi beni dahi derinden etkiledi. Tanıdığım ve sevdiğim bir insanın hayata zamansız ve ani bir şekilde veda etmesi, hayatın ve ölümün bu kadar ince bir çizgide olması aklımı karıştırdı. Düşünsenize; biz 10 yıllık kalkınma planları yaparken, hayat koşuşturması içinde, akşam eve döneceğimizin garantisi olmadığını unutuyoruz. Kendi egomuz ve hırslarımız yüzünden sevdiğimiz insanları ihmal ediyoruz. Yaşamak için “para kazanmalıyız” deyip, para kazanırken yaşamayı unutuyoruz. İpini kaybetmiş uçurtma misali rüzgarda öylece savrulup gidiyoruz.

İnsan yaradılışı nedeni ile meraklıdır, her şeyi sorgular ve öğrenmek ister. Ancak bu tarz acılar da sizin merakınız ve olay ile ilgili tek bir yorumunuz, bu acı ile başa çıkmaya çalışan o insanları ne kadar derin yaralar bir düşünün. O insanların henüz kabuk bağlamamış, belki de hayatları boyunca hiç bir zaman kabuk bağlayamayacak olan yaralarına siz istemeden de olsa tuz basıyorsunuz. Lütfen, bunu yapmayın! Düşüncelerinizi kendinize saklayın, ya da isim vermeden, yaralamadan o insanın da arkasında bıraktığı sevdikleri olduğunu düşünerek bu yorumları yapın.

Olayın bir diğer dikkat çeken tarafı da, adam vefat ettikten sonra eşinin uğraşmak zorunda kaldığı yasal prosedürler idi. Tek tek banka hesaplarının kapatılması, borçların ödenmesi, veraset ilanı için yapılması gereken işlemlerin takibinin yapılması gibi, birbirinden tatsız işlemler. En basitinden eşinin üstüne kayıtlı telefon hatlarını kapattırırken bile sorunlar çıkabiliyor. Bugün sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan bizler için ise bu durum daha da karmaşık bir hale gelebilir. Onlarca farklı sitede farklı şifreler ve bazen bizim dahi unuttuğumuz bilgilerin vefat durumunda ne olacağını hiç düşündünüz mü? İtiraf ediyorum ki, ben bu olaydan sonra bu durumu düşündüm ve tüm hesap bilgilerimi (banka, sosyal medya ve ihtiyaç duyulabilecek her şeyi) bir kağıda yazarak ölümüm halinde X kişinin ulaşabileceği şekilde hazırladım.  Bu durum bilgi güvenliği açısından her ne kadar risk oluştursa da, acil bir durumda yakınlarım için kolaylık oluşturabilir.

Hayatın insanlara ne getireceği belli olmaz. O yüzden lütfen büyük konuşmayın ve acil durumlar ile ilgili bir kaç senaryo oluşturun. Örneğin, sizin bir tanıdığınız veda videosu çekip bu şekilde intihar etse idi, siz ne yapardınız? Bu durumda kimi arayabileceğinizi ve kimden yardım isteyebileceğinizi önceden düşünüp, kafanızda not edin. Umarım bu acil durum eylem planı ve numaralarını hiç bir zaman kullanmak durumunda kalmayacağınız, bir ömür boyu mutlu ve umutlu günler geçirirsiniz. Hatta Sokrates’in de dediği gibi;

“Hayatı öyle bir yaşayın ki, kapanışta kendiniz bile kendinizi alkışlayabilesiniz”.

Sevgili Okuyucu, bak bu makalede ilgini çekebilir.

Shirley Tiyatro Oyunu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir