En Taze Makaleler
Ana Sayfa / Laf Aramızda / Arafta Kalanlar

Arafta Kalanlar

handan-erdag-32-araf-da-kalanlarBiz bu hayatta ocu bucu olmayanlar yani hayatta iken araf ta kalanlarız. Ay yıldız kolye takınca ırkçı denilen, oruç tutunca havalara uçacaksın denilen ne o ne de bu olabilenleriz. Evet, biz arafta kalanlarız…

Günümüz insanları maalesef ki, sizi ilk başta görüntünüz ve kıyafetiniz ile yargılıyor. Yapılan araştırmalara göre; beynimiz yeni bir kişi ile tanıştığımızda, o kişi ile ilgili ilk 30 saniye de ki ön izlemeden kırılması güç bir önyargı oluşturuyor. Örneğin: dindar bir topluluk içerisinde mini etek ile giriş yaptığınız da o topluluk bilinç dışı olarak sizi bilinçaltında bir kategoriye ekliyor.  Tam tersi bir durumda da beynimiz aynı işlemi yaparak yeni tanıştığımız kişiyi bir kategoriye atıyor. Beynimizin bilinçsizce yaptığı bu işlem aynı kod yazarken kullandığımız değişken tanımlamaya benziyor. Ancak yazılımda değişken tanımlarken kullandığımız bu yöntem insanları kategorize ederken her zaman doğru sonucu vermiyor.

İnsanlar beyinlerinin bilinç dışı olarak yaptığı o 30 saniyelik analize bakarak sizi bir gruba ait görüyor ki buda cidden çok ilginç. Bizim gibi düşünebilen, sorgulayabilen bir canlının tamamen hayvanlara özgü bir içgüdü ile insanları anlamaya çalışması sizce de kabul edilebilir mi? Eğer cevabınız EVET ise makalenin devamını okumanıza gerek yok. Belli ki sizinle farklı düşünüyoruz ve siz bu makalenin tamamını okuyarak vakit kaybetmemelisiniz. Ama sizde benim gibi bu soruya HAYIR diyorsanız lütfen okumaya devam edin 🙂

Ben çok küçükken henüz ilkokula yeni başlamışken sevgili babam bana çok güzel bir ay yıldız kolye aldı. O kolyeyi yıllarca boynumdan hiç çıkarmadım. Çünkü o kolye babamın bana o güne kadar hediye ettiği en özel ve güzel hediye idi. Bir gün o kolyemin zinciri kırıldı ve o çok sevdiğim ay yıldız kolyemi kaybettim. Ancak yıllar sonra yine sevgili babam bana bu sefer daha özel bir kolye hediye etti. Ay yıldız içerisinde besmele olan bir kolye idi ve maalesef ki bu kolyem de boynumda iken kırıldı. Fakat bu şanssızlık beni yıldırmak yerine gittiğim ve gözüme güzel gelen her yerden ay yıldız kolye, bileklik, takı ve benzeri üzerinde ay yıldız olan birçok şeyi öncelikli olarak tercih edip almamı sağladı. Şimdi hem küçüklükten gelen böyle bir anıya sahip olup hem de bayrağımızın sembolleri olan ay yıldızı benim bu kadar çok sevmeme insanların şaşırmasını, sürekli ay yıldız kolye takmamı bir partiye üye olmak, Türkçülük yapmak, ırkçılık yapmak olarak yorumlamaya kalkmalarına ne diyebilirim ki.

Aynı şekilde günlük hayatta kıyafetlerim de askılı penye, mini etek ve aşırı olmayan bir dekolte tercih ettiğim için beni dinden imandan bir haber bulan sevgili arkadaşlarıma ve eş dosta da ne diyebileceğimi bilmiyorum. Bugüne kadar kimse için; bu kapalı bu kesin dindardır, bu mini etek giymiş bu şudur şeklinde bir yorum yapmadım. İnsanların kıyafetleri ile onları yargılamak yerine onları tanımaya çalışmak, karakterleri ile ilgili bilgi sahibi olmaya çalışmak, bana her zaman daha mantıklı ve adil gelmiştir. Hem biz kimiz ki insanları görüp onlarla ilgili ön yargı oluşturuyoruz. Unutmayalım ki gözün gördüğü her zaman doğru değildir.

İnanç ve iman konusunda, Rahmetli Hacı babaannem çocukluğumdan itibaren yaptıkları ve sergilediği tavırlar ile bize hep örnek olmuştur. Hacı babaannem okuma yazma bilmemesine rağmen, bana büyük bir sarı kartona büyük harflerle dua yazdırır, sonra da o duayı sürekli tekrar ederek ezberlemeye çalışırdı. Kanser olmasına ve büyük bir ameliyat geçirmesine rağmen, 5 vakit namazını hep vaktinde kılmaya özen gösterir, misafirlerine sanki evine sultan gelmiş gibi ilgi göstererek bize geleneksel misafir konukseverliğini aşılayan ve hastane de son nefesini verirken dahi kelime-i şahadeti dilinden düşürmeyen bir babaanneye sahip olunca insan gerçek saf imanı yüreğinde hissediyor. Şimdiler de bazılarının sırf moda ya da siyasi bir simge olarak kullandıkları o türbanı ben daha çocukken hacı baba annemin saf imanı ile bütünleştirdim. Benim için o türban onun o saf inancı ile bütün.

Kendilerine sözde dindar diyen insanlar, topluluk içinde sırf açık bir bayan olduğum için benimle tokalaşmayı uygun görmediler. Aynı şekilde kendini gerçek Müslüman olarak gören bir arkadaşım, ramazan da doğum günü olan kanser hastası bir yakınımıza ufak bir kutlama yaptığımız için beni dinsiz olarak gördüğünü ima etti. Bir veli toplantısında erkek hoca bayan olduğum için benimle göz teması kurmadan toplantı odasının köşelerine bakarak görüşme yapmayı tercih etti. Başka bir arkadaşım ise benim bu kadar (!) dindar olduğumu önceden bilmediğini söyledi (Bu kadar ile ne kastettiğini inanın bende bilmiyorum. Ama sanırım uzaktan dinsiz gibi görünüyorum). Bunlara her ne kadar gülüp geçsem de kandil de oruç tuttuğum için “Handan, dikkat et yakında uçacaksın” şeklinde çok çirkin, artık yapılan ibadete saygısızlığa giren tavırlara gerçekten de tahammülüm yok.

Biliyorum, islamın tüm şartlarını yerine getiremiyorum. Her şeyi dört dörtlük yapmıyorum. Ancak kimse hiç kimse yapılan ibadet ile dalga geçmemeli. Bu hayatta bazı konular vardır ki onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddî olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Millî tarihle eğlenemezsin. Kuran’ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Lütfen siz de insanları ocu bucu diye sınıflandırmaya çalışmayın onları sadece tanıyın. Sizi bilinçdışınız değil, kalbiniz ve aklınız yönlendirsin.

İşte biz insanların ocu bucu diye etiketlendiremediği Müslüman olmaktan onur, Türk olmaktan gurur duyan bu topraklara kök atmış fidanlar gibiyiz. Biz arafta kalanlarız…

Unutmayalım ki,Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…”
(Albert Einstein)

 

Sevgili Okuyucu, bak bu makalede ilgini çekebilir.

Ayrılık Tiyatro Oyunu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir